Allaha Sığınmak
Allah’a Sığınmak
(Ey Muhammed!) Rabbinin yoluna, hikmetle, güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel şekilde mücadele et. Şüphesiz senin Rabbin, kendi yolundan sapanları en iyi bilendir. O, doğru yolda olanları da en iyi bilendir.[1]
Gerçek güzel sözün, Allah’ın dinine çağıran, ahireti hatırlatan,
cehennemden sakındırıp cennete özendiren kişiliğin olmasıdır. Allah’ın sözüne
davet, Allah’ın tüm vicdanlı insanlara verdiği önemli bir sorumluluktur. Allah,
“ Sizden; hayra çağıran, iyiliği emreden ve kötülükten sakındıran bir topluluk
bulunsun. Kurtuluşa erenler işte bunlardır.[2]
Ayetiyle bu sorumluluğu insanlara bildirilmiştir. Fakat insanların
büyük bir bölümü, diğer insanları yüce Allah’a iman etmeye davet etmenin
kendilerine verilmiş bir sorumluluk olduğunu, çevrelerindeki kişileri güzel
söze davet etmenin bir ibadet olduğunu düşünmezler. Yani bu sorumluluğun bilincinde değildirler.
Bunun en açık göstergesi günümüzde güzel ahlâkın insanlar arasında
yoğun bir şekilde yaşanmaması ve insanların yeterli müdahalesi almadığı içinde
bu durumun giderek yaygınlaşmasıdır. Günümüzde, pek çok toplumda, kötü ahlak gösterenler, gayrimeşru yollara
sapanlar, insanlar arasında ahlaksızlığın yayılması için çaba sarf edenler,
merhameti, şefkati, yardımseverliği ve saygıyı bir zayıflık belirtisi olarak
görenler çoğunluk durumuna gelmişlerdir. Ve bu kişilerle iç içe yaşayan
insanlar doğruyu bilseler de onlara doğruluğu, güzel ahlakı tavsiye etmek
yerine ya gerçeklere gözlerini kapatmakta ya da “ bana zarar vermeyen bin yıl
yaşasın “ gibi çarpık bir mantık içinde olayların dışında kalmayı tercih
etmektedirler.
Ancak şunu belirtmeliyiz ki, tüm bu saydıklarımız “kesin bir
bilgiyle “ İman etmeyen ve Allah’tan korkup sakınmayan kişiler için
geçerlidir. Çünkü Salih müminler “Kitap ehlinin
hepsi bir değildir: Onlardan geceleri secdeye kapanarak Allah'ın ayetlerini
okuyup duranlar vardır; bunlar Allah'a ve ahiret gününe inanır, kötülükten
meneder, iyiliklere koşarlar. İşte onlar iyilerdendir.[3]
Ayetiyle de bildirilen bu şerefli sorumluluğun kendilerine verilmiş
önemli bir görev olduğunu bilincindedirler. Bu nedenle çevrelerindeki herkesi,
yakınlarını, ailelerini ve ulaşabildikleri bütün insanları Allah’a iman etmeye,
korkup sakınmaya ve güzel ahlaklı yaşamayı davet ederler. İnananların her an
güzel olana davet etme özellikleri Kur’an‘da şöyle bildirilmiştir:
Erkek ve kadın müminler, birbirlerinin
yardımcısıdır; iyiliği emrederler, halkı kötülükten vazgeçirmeye çalışırlar,
namaz kılarlar, zekât verirler, Allah'a ve Peygamberine itaat ederler. Allah'ın
rahmet edeceği insanlar, bunlardır. Şüphe yok ki Allah üstündür, hüküm ve
hikmet sahibidir.[4]
Bu ayetten de anlaşıldığı gibi, iman eden her insan dünya hayatı boyunca sürekli güzel ahlakı anlatmakla, bizzat kendisi yaşamakla ve insanlara güzellikleri tavsiye edip, onları kötülüklerden sakındırmak ve yükümlüdür. Güzel bir hayat isteyen insanın güzellikleri teşvik etmesi, iyilik isteyenin iyiliği yaymak için çaba harcaması, vicdanlı davranışlar görmek isteyen kişinin vicdanlı olmayı tavsiye etmesi, zulme razı olmayanın zalimleri uyarması, kısacası doğruluk isteyen insanın diğer insanları da doğruya davet etmesi şarttır.
Bu daveti yaparken akıldan çıkarılmaması gereken önemli hususlardan
biri ise, hidayeti verecek ve güzel sözü
karşı tarafta etkili kılacak olanın ancak Allah olduğudur.