Asım Neslinin Zafer Ehli Olması Zübeyt BOZKURT Ankara Medya
Asım
Neslinin Zafer Ehli Olması
“Allah
size iman edip imanlarına yaraşır güzellikte işler yapanlara şu vaatte bulundu:
daha önce gelip geçen toplumları dünyada güç ve iktidar imkânı verdiğim gibi
müminlere de bu imkânı vereceğim. Onlar
için seçip razı olduğum dinlerini de güçlendireceğim. Korku ve kaygı içinde
geçen günlerin ardından onları güvenlik ve esenliğe konuşturacağım. Çünkü onlar
yalnız bana kulluk ibadet ederler, dolayısıyla hiçbir şeyi bana ortak
koşmazlar. Artık bundan böyle kimler Allah‘ın nimetlerine nankörlük ederse
onlar fasıkların kâfirlerin ta kendileridir. (Nur Suresi 55. Ayet)
Bu
ayet yalnız Allah’a kulluk edenlerin ve Salih amel işleyenlerin kurdukları
sistemin yeryüzüne egemen olacağına dair büyük vaattir. Bu hakimiyet salt
yönetim gücünün hakimiyetinden ziyade ıslah eden, adalet ve huzuru sağlayan bir
hakimiyettir. Bu vaad sadece inanıp iyi işler yapanlar için geçerlidir.
Yeryüzünde Allah‘ın istediği sistemi kurmak hangi ayette bahse geçen topluluğa
nasip olacaktır. Onların en belirgin özellikleri saf bir iman, ıslah edici
güzel ameller ve yalnız Allah’a kulluk gayesiyle hareket etmeleridir.
Asım
nesli bilmelidir ki, bu vaat daha önce gerçekleşmemiştir. Bu vaade nail olan
nesillerden birisi Sahabe neslidir.
Onlar yıllarca korku içinde ve baskı altında yaşadılar. Allah’ın onlara
bu müjdeye verdiği anda bile onlar can ve mal emniyetlerinin olmadığı en
sıkıntılı zamanları yaşıyorlardı.
Rebi
ibn Enes anlatıyor:
Hazreti
Peygamber ve Ashâb-ı Mekke’de yaklaşık on sene korku halinde ve gizlice
insanları tek olan Allah’a ibadete çağırdılar. Henüz savaşlar emre
olunmamışlardı. Sonra Medine’ye hicretle emrolundunlar ve Medine’ye geldiler.
Allah onları savaşı emretti. Medine’de de korkar durumdaydılar. Akşam silahlı
olarak yatıyor, sabah silahlı olarak kalkıyorlardı. Allah‘ın dilediği kadar bu
durumda kaldılar. Sonra Peygamber’in Ashabından birisi;
“
Ey Allah‘ın elçisi, biz, ebediyen böyle korkar halde mi olacağız? Diye
sordu. Allah’ın Resul’ü:
“Bu
durumda çok az kalacaksınız. Nihayet sizlerden birisi, içlerinde demir olmayan
büyük bir topluluğun içinde dizlerini büküp elleriyle dizini tutarak rahat bir
şekilde oturacak” diye buyurdu.
“Daha
önce gelip geçen toplumlara dünyada güç ve iktidar imkanı verdiğim gibi Müminlere
de bu imkanı vereceğim”.
Başta
okumuş olduğumuz ayeti kerime bunun üzerine nazil oldu. Ayette belirtildiği
gibi bu sahabe nesli zor ve sıkıntılı günlerin ardından kısa zamanda yeryüzüne
sağlam bir şekilde hâkim oldular. Ayette bahsi geçen şartları yerine getirenler
için Allah’ın vaadi kıyamete kadar geçerli olacaktır.
İslam’ı
kabul eden ilk nesil; yok sayma, alay etme, baskı, zülüm, işkence, muhasara,
ambargo, tehdit, savaş gibi birçok merhaleden geçerek, Allah‘ın vaadine nail
oldular. Günümüz davetçileri bilmelidir ki Allah, asla vadinden dönmez, yeter ki
fertler bu vaadi hak edecek olgunluğu, sabrı ve mücadeleyi ortaya
koyabilsinler. Çünkü ilahi yasa gereği imtihan ve zorluk bu vaadinin
gerçekleşmesinin olmazsa olmaz şartıdır.
Ey
müminler yoksa siz geçmiş dönemlerdeki Müminler’ in çektikleri sıkıntılara
benzer sıkıntılar çekmeden cennete gireceğinizi mi zannettiniz? Onlar öyle yokluklar, öyle zorluklar
çekmişler ve öyle sarsılmışlardı ki peygamberleri ve ona inananlar, Allah bizim
imdadımıza ne zaman yetişecek? Diye feryat etmişlerdi. Allah‘ın yardımı
yakındır. (Bakara 214)
İman
edenler, Salih amel işleyenler, iyiliği emredip kötülükten men edenler,
vaatlerini yerine getirenler, nefislerini terbiye edenler tarih boyunca bütün
zaferlerin anahtarlarını ellerinde taşıdılar. Yokluk ve sıkıntının her
türlüsüyle imtihan edilip açlıktan karnına taş bağlayan insanlar koca koca
imparatorlukları dize getirdiler. Ellerinde hurma dalından yapılmış
mızraklardan başka silah olmayanlar, tarihin en modern ordularını bile bozguna
uğrattılar.
Tarih
kitapları, inananların zalimler karşısında aldığı muhteşem ve mübarek
zaferlerle doludur. Onlar, her türlü maddi imkânsızlığa rağmen inançlarını imkân
haline getirerek zaferden zafere koştular. Çünkü onlar, Allah’ın ve Peygamberin
hükümlerine sımsıkı bağlandılar ve zafer ehli oldular. Tarih boyunca aynı yolu
takip edenler de daima galip geldiler.
Zafere
götüren etkenlerden biri de dünyaya değer vermemektir. Resulullah’ın yetiştirdiği
davetçiler, dünyaya karşı daima zahidane bir hal takındılar. Onlar bir lokma
bir hırka ile İslam sancağını dünyanın dört bir yanına taşıdılar. Yaşantıları
ile düşmanlarını bile hayran bıraktılar. Kimseden korkmadılar, sadece Allah’a
güvendiler. Nefisleriyle ilgili her işte aza kanaat getirdiler.
Az
yediler, az uyudular. Çok ibadet ettiler. Kimseye muhtaç olmadılar. Kendi
işlerini kendileri yaptılar. Kamçıları yere düşse kimseden istemediler
bineklerinden inip kendileri aldı ve hatta silahlarını bile kendileri imal
ettiler. Gündüzleri oruç ve cihatla; geceleri ibadetle geçirdiler. Allah’ta
onlara zafer ve fetih nesli olmayı nasip etti.
Asım’ın
nesli için bu Dünya hayatı, geçici zevklerden oluşan bir oyun ve eğlenceden
ibarettir. Asıl olan, sonsuz mutluluk ve huzur diyarı, ahiret yurdudur. Bunun
için Asım nesli ahireti ve Allah‘ın rızasını kazanmak gayesiyle gözünü
kırpmadan bütün dünyalık zevk ve ihtiraslarından vazgeçebilir.
Selam
ve Dua ile
Zübeyt
BOZKURT