Asımın Nesli Güç ve Onur Neslidir Zübeyt Bozkurt Ankara Medya
Asım’ın
Nesli Güç ve Onur Neslidir
Onlar
kendi toplum ve çağlarında garip olmalarına, derin bir gurbet hissi içinde
bulunmalarına rağmen güçlü ve onurludurlar. Kendilerinin azlık,
karşılarındakilerin ise çokluk olmaları onların gözünü korkutmaz. Engin bir
sezgiye ve cesaret dolu yüreklere sahiptirler. Psikolojileri daima yüksektir.
Görkemli dağlar veya göklerdeki parlak yıldızlar gibidirler. Aynı şekilde ölümü
göze alırlar fakat başları eğilmez, böyle bir zilleti akıllarına gitmezler.
Mal
ve iktidar sahiplerine bakarken tıpkı doktorların hastalara bakarken sahip
oldukları duyguları içinde bulurlar kendilerini. Onları gözlerinde büyütmezler,
aksine sırtlarında taşıdıkları yükleri bakıp acıma hisleriyle dolarlar.
Kasalarında sakladıkları altın ve mücevherlerin akıbeti ise onlarca meçhul
değildir. Bilirler ki cehennem ateşinde kızdırılıp bunlarla onların alınları,
yanları ve sırtları dağlanacağı gün: işte bu kendiniz için biriktirdiğiniz
servettir. Artık yığmakta olduğunuz şeyleri tadın. (Tevbe Suresi 35)
Kuvvetleri
daima davetinde bulundukları haktan, izzetleri de inandıkları Allah‘ın
izzetinden gelmektedir. Kim izzet ve şeref istiyor idiyse, bilsin ki izzet ve
şerefin hepsi Allah’ındır. (Fatır suresi
10) bunu bilirler, buna inanırlar. Allah’ın Nur’u ile bakarlar, peygamberlik
diliyle konuşurlar. Kadere olan
inançları tamdır. O sebeple ne parlak vaatleri kanarlar ne de tehditlerden
etkilenirler. Ateşin eritemeyeceği bir maden türündendirler. Ateş Çelik onları
karşı etkisizdir.
Allah‘ın
hidayeti ile hakikat yolunu buldular ve bir daha asla sapmadılar. Allah‘ın dini
ile onurlandılar ve bir daha asla zillete düşmediler. Ondan aldıkları güçle
zaferden zafere koştular ve yenilgi nedir bilmediler. Zenginlikleri de ondandır
o sebeple yoksulluk yüzü görmezler.
Yılmak
mı, geri çekilmek mi, paniğe kapılmak mı? Asla. Bunların hiçbiri hatırlarına
bile gelmez. Her konuda ve her alanda olduğu gibi bu durumda da örnekleri aynı
örnekleridir. Nice peygamberler vardır ki, beraberinde birçok Allah elleri
bulunduğu halde savaştılar da bunlar, Allah yolunda başlarına gelenlerden
dolayı gevşeklik ve zaaf göstermediler, boyun eğmediler. (Âli İmran Suresi 164)
Böylece
dertlerin, mihnetlerin üstesinden gelmeyi başarırlar. Şurası bir gerçektir ki
kişileri zorbalar önünde güçsüzleştiren, boyunlarını büken korku ve tamahtır. Halbuki onlar, kalplerindeki korku tıkamış
bundan böyle ancak Kahhâr olan Allah’tan korkar hale gelmişlerdir. Ayrıca
Allah’ın affından ve yerler gökler genişliğindeki cennetten başka hiçbir şeye istek
kapılarını kapamışlardır. Önceden ve çoktan belirlenmiş, kesinlik kazanmış
ecele dair asla korkuları yoktur.
Günaha,
günahlara batmış kişilere bakışları, polisin hırsızlara bakışı gibi değil
doktorun hastalara bakışı gibidir. Söyledikleri söz döner dolaşır kendilerine
gelir korkusuyla günahkâr bir kişiyi küfürle yani dinden çıkmış olmakla itham
etmezler. Başkalarını itham etmiş ama kendilerini temize çıkarmış olmamak için
bundan kaçınırlar. Bu halk bitti,
mahvoldu gibilerinden söz etmezler. Nitekim hadisi şerif te: kim ki insanlar
mahvoldu der, onları mahveden odur (Müslüm ) buyuruluyor.
Dinlerini
her şeyin üstünde tutarlar. Ama
muhaliflerine karşı da hoşgörülüdürler.
Bilirler
ki her amelin bir yeri, derecesi vardır. Her derecenin de aynı şekilde hükmü.
Buna göre farz olan, sünnet olanla bir tutulamayacağı gibi haram olanla mekruh
olan da aynı derecede görülmez. Büyük günahlar ayrı, küçük günahlar da ayrıdır.
Aynı şekilde kesin delil ile sabit olanla, zanla dayalı delil ile sabit olan
bir değildir.
Onlarda
tartışma değil amel vardır. Yani iş ve faaliyet.
Yıkmak
değildir işleri, aksine yapmaktır.
Ayırmak,
parçalamak değil, toplamak bir araya getirmektir gayeleri.
Ana
ilkeleri, Ana sloganları şudur: Üzerinde ittifak ettiğimiz hususlarda
Yardımlaşırız! Buna karşılık üzerinde ihtilaf ettiğimiz hususlarda da
birbirimizi maruz görürüz.
İlkeleri
budur ve bu ilkeye sıkı sıkıya bağlıdırlar.
Dünyaları
ile ahiretleri arasında kurulması gerekli dengeyi kurarlar.
Ruhlarını
arındırma ile uğraşırken bedenlerini ihmal etmezler. Buna karşılık, bedenleri
uğuruna ruhlarını da unutmazlar. Ruh ile maddeyi birleştirirler, birbirine
karıştırırlar. Aynı şekilde dünya ile ahireti de birbirine bağlarlar.
Bütün
bunlardan sonra onlar hakka sığınan ve tövbeye sarılan bir nesil özelliğine
sahiptirler. Allah’a karşı gelmekten, yasaklarını el sürmekten son derece
sakınırlar. Onlara göre önce günahta sakınmak gerekir. Herhangi bir hususta
Allah’a karşı gelmek mi? Asla. Allah’tan sürekli helal olanı isterler. Helalı
ve itaati ister. Haram ve isyan onlara göre değildir.
Sürekli tövbe üzeredirler.
Sürekli mağfiret dilerler.
İşte size Özlem’i duyulan nesil.
Özlemini duyduğumuz nesil
O nesil işte bu nesildir.
Selam
ve Dua ile
Zübeyt
BOZKURT