Asımın Neslinde Davanın Delisi Olmak Zübeyt BOZKURT Ankara MEDYA
Asım’ın
Neslinde Davanın Delisi Olmak
Davetçinin
öncelikleri listenin başında, davet ve İslami çalışmalar yer alır. Günlük
meseleler ve sudan sebepler onun Allah yolunda yapacağı en küçük bir çalışmayı
bile ertelenmesine sebep olamaz. Güne başladığı ilk andan itibaren kilitlendiği
tek hedef Allah rızasıdır. Dünyalık meşgaleler, basit mazeretler, sonu gelmez
günlük işler onu hedefinden saptıramaz.
Davetçinin
Allah yolunda gayret ve koşuşturmasını görenler “bu adam deli mi”? Demekten
kendini alamazlar. Çünkü onun yaptığı fedakarlıklar, çektiği sıkıntılar, ödediği
bedeller sıradan insanlar için akıl karı değildir.
Yaşadığı
çağın sahabesi olma peşinde koşan davetçi, tıpkı onlar gibi varını yoğunu
davası uğurun seferber eden adamdır. Allah onlardan razı olsun, örneğimiz
sahabe Efendilerimiz de davet yolunda canlarını, mallarını, terlerini,
kanlarını ortaya koymaktan çekinmemişlerdir. Ahlaklarıyla, infaklarıyla, ibadetleriyle,
cihatlarıyla görenlerin bunlar deli mi? diyeceği bir gayret ve fedakârlık
göstermişlerdir.
Hasan’ı
Basri anlatıyor:
Vallahi
Bedir ashabından 70 kadarına yetiştim. Eğer siz onları görseydiniz onlara deli
derdiniz onlarda sizin hayırlılarınızı görseler; bunlar hayır hasanetten
nasiplerini almayan insanlar, şerlilerinizi görselerdi. Bunlar da ahirete
inanmayan insanlar derlerdi. (Ebu Nuaym , hilyetul evliya 2/152)
Onlar,
Allah‘ın Resul’üne, görenleri hayretler içerisinde bırakacak, derecede
bağlıydılar. Bir keresinde Hazreti Peygamber cuma günü nasihat etmek için
minbere çıkmıştı. Resulullah minbere çıkınca oturdu da halka, oturunuz dedi.
Abdullah Bin Revaha O sırada mescide doğru geliyordu. Uzaktan peygamberin
sözünü işittiği zaman beni ganime semtindeydi. Sokağın ortasında olduğu yere
oturdu.
Hazreti peygambere:
Ey Allah Resulü! İbni
Revaha senin halka “oturunuz dediğini duyduktan sonra bulunduğu yerde oturdu”
dediler. Hazreti Peygamber bunu duyunca tebessüm ederek. Allah onun kendisine
ve peygamberine itaat isteğini artırsın diye dua etti.
Onların
davalarını ve peygamberimize bağlılıklarının derecesini anlatan bir örnekte
Talha Bin Berra ile ilgilidir. Talha, Hazreti Peygambere rastladığı zaman,
Peygamberimizin elini ve ayaklarını öperdi.
Bir
gün Hazreti Peygamber’e:
Ey
Allah’ın Resulü, bana istediğin emri ver.
İş bir emirdir sana isyan etmeyeceğim!
Dedi. Talha çok geniş olduğu için; onun sözleri Hazreti Peygamber’in çok
hoşuna gitti. Peygamberimiz tebessüm ederek;
“O
halde, git, babanı öldür” dedi. Talha, hiç düşünmeden koşa koşa gitmeye
başlayınca Hazreti Peygamber onu çağırdı. O dönüp geldi. Peygamber de:
Eyüp
Talha, ben Peygamber olarak akrabalık bağlarını kesmek için gönderilmedim
buyurdu. ( kandehlevi hayatu sahabe 2/353-354)
Onlar
Resulullah’ın her emrini yerine getirmeyi ve her davranışını taklit etmeyi
kendilerine birinci görev edinmişlerdi.
Onlar,
davaları söz konusu olduğunda, gözlerini öyle karartırlar ki kimsenin hayal
dahi edemeyeceği işlere imza attılar. Yemame savaşında Müslümanlar müşriklerle
savaşıyordu. Düşman hücum ettiler ve onları Museylenetül Kezabın bahçesine
girmeye mecbur ettiler. Bahçe kale gibi duvarlala çevriliydi. İçeri girmek
mümkün görünmüyordu ve içeride Allah’ın düşmanı Müseyleme de vardı. Sahabenin
yiğit davetçilerinden Berra Bin Malik:
Ey
Müslüman cemaat beni duvardan içeri attınız dedi. Bu teklif karşısında herkes
şaşkındı ama başkada bir çare görünmüyordu. Onlar Bera’yı kaldırdılar ve duvarın
öbür tarafını attılar. Orada hayatta kalamayacağını tahmin ediliyordu. Bera
duvardan içeri düşünce müşrikler hemen Bera’ya yetişti. Fakat Bera onlardan 14
kişi öldürdü. Ve kapıyı açtı. ( kandehlevi hayatu sahabe 2/27-28)
Davasının
delisi olmanın ne demek olduğunu gösteren davetçilerden birisi de, Müslüman
olduğu gün İslam’ın ilk tek kişilik mitingi gerçekleştiren Ebuzer Gaffaridir.
Bu yiğit sahâbi daha imanın tadını alır almaz: Nefsimi elinden tutan Allah’a
yemin ederim ki, bu kafirlerin tam ortalarında durarak Müslümanlığımı ilan
edeceğim dedi ve orada çıkarak mescide geldi.
En
yüksek sesiyle:
Ben
şehadet ederim ki Allah’tan başka ilah yok! ve şehadet ederim ki Muhammed
Allah‘ın elçisidir dedikten sonra Kureyşliler etrafını sardılar. Bayılana kadar
vurdular, yere yatırdılar. Abbas gelerek kendisini ona siper etti ve:
Azap olasıcalar! Bilmiyor
musunuz ki bu bizzat Gıffar kabilesindendır. Şam’a giden tüccarlarımızın yolu
onların arasında geçiyordu. Ve böylece Ebuzer Gıfariyi kurtadı. Ebuzer üç gün
üst üste yılmadan müşriklerin ortasında aynı eylemi gerçekleştirdi. En sonunda
Peygamberimiz onu kendi kabilesine davetçi olarak gönderdi.
Onlar,
dava yolunda harekete maruz kaldılar, dövüldüler, işkenceye uğradılar. Öyle
yokluklar çektiler ki, kimi zaman yiyecek bir lokma bile bulamadılar. Çekilen
sıkıntılar akıl karı değildi. Ama yine de davalarından vaz geçmediler.
Selam
ve Dua ile
Zübeyt
BOZKURT