Bir Dağın Gölgesinde Baba Olmak, Baba Kalmak
Bir Dağın Gölgesinde: Baba Olmak, Baba Kalmak
Bazı insanlar hayatta çok az konuşur ama çok şey anlatır. Onlar ne alkış bekler ne de sahneye çıkmak ister. Varlıkları sessiz ama gölgeleri büyüktür. İşte o gölgenin adı: “baba”dır.
Bir baba, çoğu zaman sabah evden sessizce çıkar, gece yorgun argın döner. Ne yaptığını anlatmaz. Sormazsın, bilmezsin ama hissedersin. Evin ışıkları onunla yanar, sofraya bereket onunla gelir. Babalar konuşmaz, yaşatır. Ağlamaz, sabreder. Kızmaz, omuz verir. Çünkü o bilir ki bir çocuk, hayata ilk adımını babasının gölgesinde atar.
Bugün takvim Babalar Günü’nü gösteriyor. Ama bir hakikati tekrar hatırlatma vakti de geldi: Babalar Günü sadece bir gün değildir. Bir vicdan, bir vefa, bir bilinç meselesidir. Çünkü bir güne sığmaz ne bir babanın emeği, ne de bir çocuğun baba hasreti.
Toplumun temel taşı ailedir, ailenin direği de babadır. Ama son yıllarda modernleşme, medya ve yozlaşan kültürle birlikte bu direk sarsılıyor. Dizilerde sorumsuz, basitleştirilmiş, karikatürleştirilmiş baba figürleri pompalanıyor. Evladın gözünde baba, artık bir otorite değil; bazen “engelleyici”, bazen “eski kafalı” biri olarak gösteriliyor. Oysa bir milletin geleceği, ahlakı ve duruşu; babaların vakur gölgesinde şekillenir. Baba yıkılırsa, aile çöker. Aile çökerse, toplum dağılır.
Bugünlerde gençler baba sevgisini sosyal medya paylaşımlarıyla değil, gerçek temasla hissetmeye muhtaç. Çünkü baba olmak sadece biyolojik bir kimlik değil; karakterle, merhametle, adaletle, sabırla örülmüş bir ruhtur. Ve daha önemlisi: Baba kalabilmektir. Evlat büyüse de, uzaklara gitse de, hâlâ "Yanındayım evladım" diyebilmektir. Omuz vermektir, dua etmektir, gerektiğinde sessizce ağlamaktır.
Ama bu yazı sadece babalara methiye düzmek için kaleme alınmadı. Bugün, biraz da acıyı konuşalım. Çünkü dünya üzerinde milyonlarca çocuk, bugün “Babalar Günü”nü sadece takvimde görüyor. Oysa onların günleri babasız geçiyor.
İsrail’in bombaları altında babasını toprağa veren Filistinli çocuklar… İç savaşın ortasında yetim kalan Suriyeli yavrular… Yemen’de açlıktan babasını kaybeden minikler… Arakan’da, Sudan’da, Afganistan’da daha babasının kokusunu doya doya alamadan öksüz kalan bir nesil büyüyor.
Babasızlık, sadece fiziksel bir eksiklik değildir. Baba demek güven demektir. Sırtını yaslayacak bir dağ, sözlerine kulak verecek bir bilge demektir. O eksildiğinde, çocuk yalnızlaşır. Psikolojik olarak örselenmiş, ahlaki olarak savrulmuş bir nesil ortaya çıkar. İşte biz bu çocuklara karşı da sorumluyuz. Peygamber Efendimiz’in (sav) “Ben ve yetimi koruyup gözeten kimse, cennette şöyle yan yanayız” buyruğu bize bu görevi açıkça verirken, biz hâlâ yalnız kendi çocuğumuza mı bakacağız?
Babalar Günü, sadece kendi babamıza çiçek almakla kutlanmaz. Bu günü asıl anlamlı kılan; babasız kalmış çocuklara el uzatabilmek, yetimleri koruyup kollayabilmek, ümmetin evlatlarına sahip çıkabilmektir. Bugün, sadece bir hatırlatma değil; bir muhasebe günü olmalı. Kaç yetimin başını okşadık? Kaç öksüz çocuğun duasına mazhar olduk?
Toplumun ahlaki temelleri, sağlam bir baba profiliyle güçlenir. Vicdanlı, sorumluluk sahibi, inançlı, adil babaların olduğu bir toplumda hırsızlık azalır, sapkınlık geriler, uyuşturucuya bulaşan gençlik değil; kitapla, fikirle, değerle büyüyen bir nesil yetişir. Çünkü her baba, çocuğuna sadece ekmek değil, kişilik de kazandırır. Eğer babalar değerli ve bilinçli olursa; çocuk da kendini değerli hisseder, saygı duymayı öğrenir.
Bugün belki telefonla arayacağız babamızı, belki mezarına bir Fatiha okuyacağız. Belki hiç görmediğimiz bir çocuğun duasında “Baba gibi bir abi, bir dayı, bir amca” olacağız. Ama ne olursa olsun, bu günü sadece hediyeyle geçiştirmeyeceğiz. Baba olmanın kutsiyetini, baba kalmanın sorumluluğunu ve babasızların sessiz çığlığını yüreğimizde taşıyacağız.
Çünkü Babalar Günü bir gün değil, her gündür. Ve sadece bizim babamızla değil; ümmetin yetim kalan çocuklarıyla da ilgilendiğimiz sürece anlam kazanır.
Bugün sessiz kahramanlarımıza, bu ülkenin, bu ümmetin görünmeyen direklerine bir selam gönderelim:
Yorgun ama vakur adımlarla işine giden,
Evladına haram lokma yedirmemek için gece gündüz çalışan,
Kendi hayallerini çocuklarının geleceği için feda eden,
Yorgun elleriyle sırtımıza sevgiyle dokunan,
Ve bir daha dönmemek üzere giden ama yüreğimizde yaşayan tüm babalara…
Ruhunuz şâd, ömrünüz bereketli, gölgeniz daim olsun.
Selam ve Dua İle,
Zübeyt BOZKURT