Devleti Düşünmek Devletle Düşünmek- Zübeyt Bozkurt Ankara Medya
Devleti Düşünmek
Devletle Düşünmek
Devlet üzerine düşünmek
önemlidir. Bir toplumun en üst organizasyonu olarak
devlet, en küçüğünden en büyüğüne değin herkese ulaşan ve çerçeveleyen bir
kurumdur. Lakin devleti doğru anlamak lazımdır, çünkü devlet olduğu gibi duran
bir kurum (ya da kurumlar topluluğu) değildir. İnsana ait olan her şey gibi devlet
de değişmeye ve gelişmeye tabidir.
Devleti yaşatan en önemli
özlerden birisi de, o devletin kurulmasını gerektiren ve bir ortak irade
oluşturan ana fikre sadık kalınması hususudur ki bu çok
önemlidir. Devlet sadece hükümet etmek için kurulmaz. Coğrafyanın,
tarihin devleti ve devleti oluşturan halkların, devletin oluşumu ve
hayatiyetinde çok güçlü etkileri vardır. İşte bir devlet, içinde oluştuğu
coğrafya ve kendi tarihinin yoğurmasıyla, toplumunun karar ve iradesiyle bir
ana fikir, gaye, tema ve yöntem belirler. Bu irade ve ana fikir ne ölçüde
doğruysa devlet de o denli güçlü olur. Bu ikisini dinamizmle taşıyabildiği
sürece güçlü ve hayatiyet sahibi bir devlet olur. O ilk karardan taviz
verilmeye başlandığı andan itibaren düşüş ve çöküş sürecine girer. Tabii ki o
ilk kararın doğru verilmesi, ana fikir ve yöntemlerin gerçeğe uygun olması
şarttır.
Gerçek Büyük Devlet olmak için;
Teknolojinin
ve bilhassa silah teknolojisinin, ulaşım ve iletişimin akıl almaz boyutlara
ulaşması, devlet olmayı ve hükümet etmeyi de değiştirmiştir. Nasıl ki topun
icadıyla derebeylikleri yıkılıp imparatorluklar kurulmuşsa kıtalar arası
füzeler ve nükleer silahlar da çağımızdaki hegemonya kavramını iyice
farklılaştırmıştır. Dünyada bugün iki tür devlet vardır: Büyük ve tabi olunan
devlet, küçük ve tabi olan devlet… Birinci gruba 7 ila 10 devlet girmekte,
diğer bütün devletlerse ikinci grupta kalmaktadır. Çağımızda, büyük devlet
olmak ile gerçek devlet olmak özdeşleşmiş gibidir; büyük devlet olmayanın
gerçek devlet olma özelliği kalmamıştır. Büyük devlet olmak da her şeyiyle yani
toprağıyla, nüfusuyla, teknolojik ve askeri gücüyle, bilimsel öncülüğüyle, yetenekli
ve atılımcı insan unsuruyla doğru orantılıdır.
‘Bir devletin oluşmaya başlaması için
bir sermayenin konması gerekmektedir. Ortaklık kurulacak ve ilk paylarını bu
ortaklar alacaklardır. Ortaklık payı olmayanlar borçlanacaklar, emekleri ile
katılacaklardır yani sonra emekleri ile ödeyeceklerdir. / Bizim ortaklık sisteminde
kabul ettiğimiz sistem burada teyit edilmektedir. Semt, bucak, ilçe, il, bölge,
ülke/devlet ve insanlık bir taşınmaza sahip olacak, ayrıca yaşamak ve çalışmak
için de mal varlıkları bulunacaktır. Kendilerinin sahip olduğu gayrimenkulü
olmayan halk tüzel kişiliğe sahip olamaz. Bir merkezleri olacak ve bu
merkezlerine kendileri malik olacaklardır. Ayrıca kuruluş masraflarını
karşılayacak mal varlıkları olacaktır. Sayıları da üçten fazla olacak, on
kişiye varınca topluluk kesinleşecektir...
Burada
bir hususa daha işaret etmek istiyorum. Yol alabilmek için sonunda bir
istikamette gitmek gerekir. Diyelim ki denizdesiniz. Gemide olanlar değişik
yönlerde gidilmesini önermektedirler. Herkesin dediğini yapalım diye bir doğuya
bir kuzeye bir batıya bir güneye yönelinirse yol alınamaz, hiçbir yere
varılamaz. Sonunda bir grubun belirlediği yöne gidilmesi gerekir. Yani ortak
işlerde bir beyinden çıkan proje uygulanmalıdır. Bir beyinden çıkan kararlara
uyulmalıdır. ‘Ortak akıl’ deyip sonunda işlerin yürümediğini görüp ‘benim
aklım’ demek yanlıştır. Birinin aklı ile gidilir. Bu birinin aklı diğerlerinin
de uyduğu akıl olmalıdır. Yani biz senin aklınla hareket etmeyi kabul ediyoruz
denmelidir. / Bir kişinin aklının dengede tutulması için tedbirler alınmalıdır:
a) Önce esasta
ittifakla karar alınmalı. Trafikte ya sağdan ya soldan gidilmesi hususunda
ittifak olunmalıdır. Böyle bir ittifak yoksa herkes kendi içtihadına göre
istediği tarafa gider. Demek ki başkanın alacağı kararlarda ittifakla ona yetki
verilmiş olması gerekir.
b) Başkan kararı istişareden sonra almalıdır.
Herkesi dinlemeli ve meclisi terk etmeden, başka kimselere danışmadan, orada
karar almalıdır.
c) Başkanın
kararları da hakemlerden oluşan yargı denetiminde olmalıdır yani ilgililer
hakemlere gidip kararı iptal etmelidirler.
Sermaye’nin
veya siyasilerin, devletlerin işlerine karışma yetkileri yoktur. Herkes kendi
işlerini topluluk içinde yapar. İkili ilişkilere girer ve sonunda kendi
işlerini düzenler. Böylece ortak işler doğar. Örneğin İstanbul’da 20 milyon
insan yaşamaktadır. Herkes kendi işini yapmaktadır ama kendi işini yaparken
diğerleri ile ilişkidedir. Sonunda İstanbul’un işleri yürümektedir. Her
topluluk kendi işlerini görüşür ve kararlar alır. Ne var ki öyle kararlar alır
ki, bu kararlar başkalarının kararlarına uygun olur, buna “doğru iş” (salih
amel) diyoruz.
Kararlarımızı
alırken çıkar paralelliğini düşünürüz. Bize yararlı olanlar karşımızdakilere de
yararlı olmalıdır, topluluğa yararlı olmalıdır. Bir de insanlığa yani gelecek
nesillere yararlı olmalıdır. Bize veya karşımızdakine veya bugün yaşayanlara
veya gelecek nesle zararlı ise onu yapmamalıyız.’
Allah Kehf
hadisesi ile üç boyutlu uzayda olağan olmayan bir hadiseyi insanlığa
yaşatmıştır. Bunun üzerine insanlığı düşündürmektedir. Kendilerinin hayatından
sonra ondan sonra gelenlerin onlara karşı takındığı tabirleri anlatarak bize
geçmiştekilere karşı nasıl davranmamız gerektiğini anlatmaktadır.
Elimizde imkan, hürriyet, fırsat olduğu halde bazı çok önemli
konularda Müslüman kardeşlerimi uyarmazsam, bana ne dersem, ne olurum?..
Kardeşlik
vazifemi yapmamış olurum, hain olurum…
Tek bir Ümmet şuuru için…
Tek bir Devlet şuuru için…
Uyarıyorum: İlmi olan, elinde imkân ve fırsat olan
Müslümanlar, doğru inanç konusunda Ümmet-i Muhammed’i mutlaka uyarmalıdır.
Müminlerin birbirini sevmesi, desteklemesi, birbirine
acıması, birbirlerine düşmanlık etmemesi, iman kardeşliği için…
İslami değerlere sarılmak için…
İslam medeniyeti ile medeniyetli
olmak, Siyonizm ve Emperyalizmin medeniyetine karşı olmak için…
Topluma İslam ahlakının hâkim
olması için…
Evet bendeniz bu konularda yazı yapmazsam,
uyarı yapmazsam kendimle tezat olurum diye kaleme alma gereğini duydum.
Selam ve Dua ile
Zübeyt BOZKURT