İlerlemek için Hatalarını Kabul Etmelisin ve Ders Çıkarmalısın Zübeyt BOZKURT Ankara Medya
İlerlemek
için Hatalarını Kabul Etmelisin ve Ders Çıkarmalısın
Akıl dışında herhangi bir rehbere ihtiyaç
duymayan Modernite, aklın dışında başka alanlara ihtiyaç olduğunu görse de bu
idrakin bedeli oldukça yüksek olmuştur. Üstelik her şeyin ölçüsünü bozan bu
olumsuz düşünceden kurtulmanın bir yolunu da henüz ulaşamamıştır. Bu arayıştan
olsa gerek öğrenmeye olan açlığın sürekli katlandığını insanlık ibretle
izliyor.
Hayatın
şaşkınlığı, hiç ölmeyecek gibi yaşanması ancak hiç yaşamamış gibi ölmesidir!
Çocukken sıkılan ve büyümek için acele eden insan, çocukluğunu özler, para
kazanmak için sağlığını yitiren insan, sağlığını geri kazanmak için para
öder. Yarınlarından endişe ederken hani unutan
insan, sonuçta ne bugünü ne de yarını yaşayabilir.
İşte
tam bu noktada en temel mesele “büyük resmi” görebilmektir. Çünkü ruh
dünyamızın dirilmesi için alınacak tedbir sadece ve sadece ders almaya
dayanmaktadır. Öncelikle tedbiri elden bıraktıran düşünceyi sorgulamalı, akıllı
her problemi çözmeyeceğini ve sadece akılla mutlu olamayacağını anlamalısın.
İnsan
hayatı konu bazlı bölümlendirildiğinde üç aşamaya ayırabilir: Eğitim hayatı, iş
hayatı ve sosyal hayat. Aslında her dönem kendi içinde de iç içedir ancak
öncelik olarak biri öne çıkar. Hayatın bu üç aşamasında insan, hakkını
verdiğinde en büyük sermayesi sahip olur.
Her
insan önce eğitilir, bu eğitim sonucunda bir iş sahibi olur. Eğitim ve iş
hayatı ile oluşturduğu bir sosyal çevre kazanır, münasebeti ölçüsünde sosyal
hayatına yön verir. Böylece edindiği hayat tecrübesi ile cemiyet adamı olmaya
hak kazanır.
İnsanın
bilgi üretme, geliştirme ve yayma rolü yanında sosyal yönünün dikkate alınması
daha da önem kazanmıştır. Çünkü bilgi çağında başarı ve sosyal sorumluluk temel
değer ve motivasyonlar olarak gündeme gelmektedir. Bu duyguları anlayarak ve
sınıflandırarak cemiyet adamı rolünü güçlendirebilirsin.
Bir
şeyi bilmek ayrı, bildiğini uygulayabilmek ayrı, bilgiye sahip olmak ayrı,
bilgeliğe sahip olmak ayrı bir şeydir. Bilgelik, uygulanmaya konmuş bilgi olup
“akıl teri” ile “alın teri”ni buluşturmak için hareket eder. Bunu yaparken “inisiyatif
alabilme”, “iş birliğine açık olma”, “hataları hızlı ve etkili biçimde telafi
edebilme” yetenekleri kazandırır.
Yetenek, bilgi ve performans ile oluşan
bir vizyon, sosyal ve kültürel bir etki oluşturarak toplumsal yapıyı ve sosyal
ilişkileri dönüştürücü bir güce sahip olabilir. Vizyon er insan, kök saldığı
sosyal ortamlar sayesinde değişimci potansiyeli harekete geçilerek sosyolojik
dönüşümü gerçekleştirebilir. Bilinmelidir ki; derin olan kuyu değil, kısa olan
iptir.!
Bilmekten çok yapabilmek önemlidir çünkü,
eylem olmadı mı vizyon bir rüyadır. O halde, eyleme sahip bir vizyonun, dünyayı
değiştirmek olduğunu hisset! Yarınların güzel olacağını da.
İnandığımız kadar imkân da bulacağız! Çünkü
en olumsuz gözüken şartlarda bile, çözüm arayıp bulmak inancımızın bir
gereğidir. Elimizdeki her imkân bir
müeyyidedir, yeter ki yerinde ve zamanında kullanabilelim.
Eğer yapmak için bir yol varsa,
yapmalıyız. İmkânlarımızı bilinçli bir şekilde kullanmayı öğrendiğimizde hayat
şartlarımızı da yeniden şekillendirme imkânına sahip olacağız. Bunun için
gerekli olan yetenekleri de fıtratımızda taşımaktayız.
Bilgi, beceri ve uzmanlıkları geliştirerek yol almamız gerekiyor. Yetkiden çok etki gücü ile elimizdeki kaynaklar ile mümkün olan en fazla farkı oluşturmak daha da kolaylaşacaktır. Çünkü her zorluktan sonra bir kolaylık vardır.
Geleceği
düzenleme bir bakıştır, bir fikirdir. Planlama; neyi ne zaman nerede ve kim
tarafından yapılacağının istişare ile önceden kararlaştırılmasıdır. İyi bir
planlama yapılarak işlerin kontrolünü sağlayabilir, tutarlı, sağlıklı ve etkili
kararlar verebiliriz.
Planlama
kuruluşun bulunduğu nokta ile ulaşmayı arzu ettiği durum arasındaki yolu tarif
eder. Kuruluşun amaçlarını, hedeflerini ve bunlara ulaşmayı mümkün kılacak
yöntemleri belirlemesini ve geleceğe dönük bakış açısını içerir. İnsan ve
kaynak tahsisinin önceliklere dayandırılmasına ve hesap verme sorumluluğuna
rehberlik eder.
Bu
rehberlik için ana fikri, daha doğrusu; bütün işleri bir tarafa bırakıp “İlk
önce” yapılacak olan çalışmayı belirlemeliyiz. Bütün işleri bir tarafa
bırakmamızı gerektiren bu ana fikir, ancak akıl teri dökerek elde edilir.
Muhtemel problemleri ve öncelikli hedefleri tespit ederek uygulanması kolay,
pratik ve gerçekçi çözümler üretmek de ana fikre bağlıdır.
Plan
bilinçli bir seçim sürecidir! Planda önce hedeflerini seçimi söz konusu
olduğuna göre, en uygun amaçların hangileri olduğunu ve ondan sonra da bunlara
ulaştıracak en uygun araç ve imkânları hangileri olduğunu araştırmak ve bunlar
arasında öncelik yapmak gerekir. Zamanlama önemli olduğundan yapılan plan, bizi
politikamızdan vazgeçirmeyen bir esnekliğe de kavuşturmalıdır.
Plan
geleceğe dönük olduğundan, kurumun belirlenmiş olan vizyon ve misyonu
çerçevesinde, kurumun iletişimini ve gerçekleştirecek programların etkinliğini
arttırmalıyız. Üzerinde çalışılması gereken alanları analiz ederek
belirlemeliyiz. Ayrıca, ilgili alanlarda belirlenen çalışma süreçlerinin
işleyişini kontrol ederek kurumun yol haritasını koordine etmeliyiz.
Ne
istemediğimiz de değil ne istediğimize odaklanmalıyız. Bu odaklanma; kontrol
altında tutulmak, yok farz edilmek, yanlış anlaşılmak, bilgisiz bırakılmak,
azarlanmak, tenkit edilmek, yetersiz olarak görülmek ve iradesini kullanmamak
gibi insanların kendilerini değersiz kılan birçok uygulamayı ortadan
kaldırılmalıdır. Sadece kendi tecrübelerimizi değil, başkalarının tecrübelerini
de değerlendirmeliyiz.
Selam ve Dua ile
Zübeyt
BOZKURT