İman Sahibinin Dünya Hayatına Bakış Açısı Zübeyt BOZKURT Ankara MEDYA
İman Sahibinin Dünya Hayatına Bakış
Açısı
“Bu dünya hayatı ancak bir eğlence ve oyundan
ibarettir. Ahiret yurduna gelince, işte gerçek hayat odur. Keşke bilselerdi!” Ankebut
Suresi 64
Allah dünyayı insanlar için geçici
bir yurt olarak yaratmıştır. İnsanların denenmesi, iman edenlerin
eksikliklerinden arınması ve eğitilerek cennete layık olacak bir yapıya
ulaşması, inkâr edenlerin de kötülüklerden ortaya çıkması için. Ancak bu
gerçeği çok az insan düşünüp anlar ki, işte onlar iman sahipleridir.
İman sahip bir mümin dünyaya bakış
açısı, kuranda haber verilen bu önemli gerçek üzerine kuruludur. Böyle bir
kişi, inkârcılar gibi dünyaya bağlanmaz, aksine sonsuz ahiret hayatı İçin
sürekli bir hazırlık içinde olur.
“Ben
cinleri ve insanları ancak beni tanıyıp bana kulluk etsinler diye yarattım”.
Zariyat Suresi 56
Ayetin gereği, dünyada bulunma
amacının her
şeyden önce “Allah’a kulluk etmek” olduğunu bilir.
Allah’a kulluk etmek, yalnızca namaz
kılmak, oruç tutmak gibi ibadetleri yerine getirmek değildir. Aksine kulluk,
bir insanın tüm hayatını kapsayan bir fiildir. İmana sahip bir mümin, bu tanıma
uyan, yani tüm yaşamını Allah’a kulluk etmekle geçiren insandır.
Yalnızca Allah için yaşar, Allah
için çalışır, kendisine verilen tüm imkânlarını yine sadece Allah için
kullanır. Çünkü “ Doğrusu biz insanı
baba ve anneden gelip birleşen karışık bir nutfeden yarattık. Onu imtihan etmek
istiyoruz; bu sebeple kendisini işiten ve gören bir varlık kıldık.” İnsan
Suresi 2 Ayetinde de belirtildiği gibi, Allah’ın dünya hayatını, insanı denemek
için yarattığının bilincindedir.
Allah, dünya hayatının bir deneme
yeri olduğunu bildirdiği gibi, bu hayatın aldatacağını da özellikle dikkat çekmiş ve insanları
bu konuda açıkça uyarmıştır.
İşte iman sahipleri de, her ne kadar çekici gibi görünsün,
dünya hayatının süslerine aldanmayan kimselerdir. Çünkü onlar, Allah’ın hak
kitabından dünya hayatının gerçek yüzünü öğrenmişlerdir. Dünya hayatı, Kuran
ayetlerinde bildirdiği gibi; “tutuklu bir oyalama”, “bir süs”, “insanların
arasında bir övünme konusu”, “mal ve çocuklarda bir çoğalma tutkusu ”dur. Allah
bir ayetinde dünya hayatını önce yeşillenip ekicilerin hoşuna giden sonra da
kuruyup çer çöp olan bir ekin örneğine benzetmiştir.
İyi
bilin ki dünya hayatı ancak bir oyundan, bir eğlenceden, bir süs ve
gösterişten, aranızda bir öğünmeden, mal ve evlatta çokluk yarışından
ibarettir. Tıpkı bir yağmur gibi ki, onun bitirdiği ekinler çiftçilerin hoşuna
gider. Sonra kuruyuverir de sen onu sapsarı kesilmiş görürsün. Ardından da
çerçöp hâline gelirler. Ahirette kâfirlere şiddetli bir azap, müminlere ise
Allah’tan bir bağışlama ve rıza vardır. Evet, dünya hayatı, aldatıcı bir
menfaatten başka bir şey değildir. Hadid Suresi 20
Kuran’ın
bu örneğinde dikkat çekildiği gibi, yeryüzü üzerinde hiçbir şey zamana karşı
koyamaz; ne güzel evler, arabalar, mekânlar, manzaralar ne de genç, güzel ve
makam sahibi insanlar, güzel olan yıpranır ve hatta zamanla tanınmaz hale
gelir. Yine en değer verilen eşyalar zamanla tahrip olup değerlerini yitirir.
En mutlu anlar hızla geçip tarih olur, en güzel lezzetlerden eser kalmaz. Biraz
zaman geçtiğinde insan neredeyse kendini bunları hiç yaşamamış gibi hisseder.
Allah bir ayette insanlara ahiretti unutturarak, onları dünyaya bağlayan
tutkuların neler olduğunu şöyle bildirmiştir:
“Kadınlara, oğullara, yüklerle altın ve gümüş yığınlarına,
iyi cins salma atlara, sağmal hayvanlara ve ekinlere olan düşkünlük isteği
insanlara cazip gösterildi. Bunlar, dünya hayatının geçici birer metaından
ibarettir. Asıl varılacak güzel yer, Allah yanındadır”. Al İmran Suresi 14
Dikkat edilirse, ayette üzerinde durulan dünya nimetlerinin
ortak yanı, hepsinin de sınırlı ve geçici zevkler olmalarıdır. Bu nedenle dünya
üzerinde hırs ve tutku ile bağlanabilecek hiçbir şey yoktur.
Her şeyden evvel ne insanın et ve kemikten oluşan yapısı, ne
de dünyadaki diğer malzemeler buna uygun yaratılmamıştır. Bunlar cennetteki
nimetlerin çok eksik birer kopyası olarak, ahireti hatırlatmak amacıyla var
edilmişlerdir.
İşte bu önemli gerçeği kavrayan iman sahibi bir mümin dünya
üzerindeki tüm nimetlerden yararlanır ama dünyaya aldanan insanlardan büyük bir
farkla bu nimetlere karşı bir hırsa kapılmaz. Hiçbir zaman için elindekileri
sahiplenmez, aksine kendisine verdiklerinden dolayı her an Allah’a karşı şükür
edici bir tavır içerisinde olur. Çünkü yeryüzündeki tüm mülkün asıl sahibinin
Allah olduğunu bilir.
Mala, güzelliğe, güce sahip olduklarını sanan kimseler ise,
aslında sadece kendilerini aldatırlar çünkü sahip olduklarını sandıkları
şeylerin hiçbirini kendileri yaratmamışlardır. Hatta bunların tek bir tanesini
bile yaratmaya güçleri yetmez. Üstelik bunların yok olmalarını da
engelleyemezler. Kendileri de yaratılmışlardır ve bir gün onlar da mutlaka
dünya hayatına ait olan, sahip oldukları her şeyi geride bırakıp ölümü
tadacaklardır.
İşte iman sahiplerini gaflet içindeki insanlardan ayıran en
büyük farklardan biri, Kuran’da “Şu günahkâr kâfirler, çarçabuk geçen dünya
hayatını seviyorlar da, önlerinde kendilerini bekleyen o korkunç kıyamet gününü
bir kenara bırakıyorlar.” Ayetinde belirtilen gerçeğin bilincinden olmaları ve
dünyaya değil, ahirete yönelik bir hazırlık içinde bulunmalarıdır.
Selam ve Dua ile
Zübeyt BOZKURT