İnsani ve Ahlaki Değerler - Zubeyt BOZKURT - medyaankara.com/yazarlar
İnsani
ve Ahlaki Değerler
“İnsanlık” kavramı, İçine geçmişte yaşamış, bugün yaşayan ve gelecekte yaşayacak tüm insanları alır. Özgürlük, eşitlik, kardeşlik, adalet, sevgi, saygı, hoşgörü, dostluk ve dayanışma insana özgü ve bütün insanlar için ortak sayılabilecek üstün değerlerdir.
İnsan
olmak bu değerleri içselleştirmeyi ve davranışlarımızda göstermeyi gerektirir.
Erdemli insan her şeye bu değerlerin penceresinden bakar. Farklı inançta olanlara saygı duyulması
gibi davranışlar insani değerlerinin gereğini yerine getirmektir.
Namazın
bir ibadet olarak üstünlüğü ve ağırlığı tartışma konusu olamaz. İkinci bir
ibadeti ona yaklaştıramayız bile. Bu bir kuraldır. Ancak namazın bu ağırlığı
mesela orucun basitliği anlamına gelmez. Çünkü namaz ibadeti dinin direğidir.
Taşlar
yerli yerine oturduğunda ise her taşın bir özgül ağırlığı muhakkak olacaktır.
Müslüman
olarak yaşamak için namaz ibadeti ruhumuz kadar üstündür şüphesiz. İnsanlığı ayakta
tutma gayretlerimiz ise namaz olmasa da namazın bulunduğu liste olan ibadet
listesinde bilinmelidir.
İnsani
paydadaki kardeşlerimizin maddi ve manevi ihtiyaçlarını karşılamadaki
gayretlerimiz Rabbimizin ibadet gördüğü işlerdendir. Mihrabında kamet getirildikten
sonra bile bekleyen Peygamber efendimizin bize bıraktığın mesaj budur.
Kimi
gaflet ehlinin mesela namazı imal ettiği halde bazı insan işlerini yeterli bulmasına
değinmeye gerek yoktur. En basit hesap
işlemi ile yanlışlığı anlaşılabilecek bir akıl tutulmasıdır o anlayış.
İnsanların
ihtiyaçlarına yardım etmek Allah‘ın rızasını kazandıran işlerdendi, İbadet
ağırlıklıdır. Bir dernek çatısı altında veya sıradan bir şekilde ikinci bir
insana yapılan sözlü, mali ve bedensel yardımın ibadet kalitesinde yapılması
gerekir:
-Allah
rızasını kastederek, ihlasla,
-
Başa kakmadan bıktırıp usandırmadan teşekkür beklemeden,
-
İşi yarım bırakmadan,
Yardım yapılanın yardım görüşmüşlüğünü
gizleyerek, teşhir etmeden yapabilmek bir ibadet kalitesidir. Bu kalite,
ahirette Rabbimden sevap bekleyen herkesin hedefi olmalıdır.
İnsanlara
yararlı olmak, bizim yaşam hedeflerimizden biri olduğu kadar yetiştirdiğimiz
nesillerin eğitim malzemelerinden de biri olmalıdır. Önümüze konan standart
ölçü şudur:
Mümin
uyumlu ve kendisi ile geçinebilen biridir. Uyumlu olmayan da hayır yoktur.
İnsanların en hayırlısı insanlara faydalı olandır.
Bir
Müslümanın kendisi veya ailesinden biri ile alakalı sıkıntılarından birinin
giderilmesine yardımcı olmak, aç olanın açlığını gidermeye çalışmak, bunu
yapmayanın ise yapabilecek birini aracı olması ahiret sıkıntılarından bir
sıkıntının giderilmesi sebeplerindendir.
Bir
ahiret kurtarma umudu için güzel söz, Bir miktar para, bedensel bir destek,
bilgi aktarımı, eldeki makam ve benzeri imkanları aracı yapma, nasihat etme,
güzel örnek olma ile yapılabilir bir iştir bu.
İyilik
yapılacak kimselerin ötelerde olan birileri olması gerekmez. En yakınımızdaki
ebeveynimiz, çocuklarımız, diğer aile fertlerimiz, akrabalarımız, komşularımız,
yetimler, işçilerimiz, işçi arkadaşlarımız, dilenenler hatta hayvanlar bu
iyiliğimize muhataptırlar.
Şöyle
bir ölçü koyabiliriz:
Biz
Allah’ın kuluyuz onun her mahluku bizim yardımımız için adaydır. İş adamları,
dünyanın her yerinde iyilik için kapısına başvurulan kimselerdir. Devletin
vergisinden düşünmekten Allah’ın rızasını kazanmaya kadar pek çok etken ile
onlar insanlara yardım ederler. İş adamlarının işçilerin üzerindeki hukuk
bakımından dikkat edecekleri şöyle bir ayrıntı, onların birbirine yardımdan
önce gelebilir:
İşçinin
sözleşmeye uygun olarak hakkını eksiksiz verilmesi, iş ortamında insanca
bulunmasının sağlanması bir yardım türüdür. İnsan gücünün zorlanacağı işlerin
verilmemesi gibi yasal bağlayıcılara gerek kalmadan bir Müslümanın göstermesi
gereken anlayış insani inceliklerden bir demettir.
Selam
ve Dua ile
Zübeyt
BOZKURT