İz Bırak da Git - Zübeyt BOZKURT
İnsan yürür, oturur, yer, içer;
yaratılışının el verdiği pek çok işleri yapar; O da yürür, oturur, yer içer. Allah’ın
ihsana olan kabiliyetlerini kullanır ikisi de. İnsan ile mümin İnsan arasında,
İnsan olma bakımından fark yoktur elbette. Aynı organları kullanırlar, ayni
nimeti tüketirler, Aynı çevrede yaşarlar. Dışardan izleyenler için sağ el sol
el gibi durur “insan “ile “mümin insan”. Gerçek ise öyle değildir. İnsanın
ismine ilave edilen müminlik vasfı onu bambaşka yapar.
Mümin insan, izi okunan insandır.
Yürüdüğü yollar, onun varlığında da onun ardından da nereye gidileceğini
gösterebilen izlerle doludur. Bastığı yere basan, kendisini mutlu edecek
sonlara doğru yürür. Çilesinde bile lezzet bulunan yürüyüşleri yansıtır onun
yürüyüşü.
Tebessümünden endişesine kadar, insan
olarak üzerinde izlenen tavırları destan gibidir. Çilesini ve neşesini aynı
kıvamda değerlendirebilirsin; yorulduğunu hissettirmez sana. Gecesinde gündüzün
hazırlığı olur, gündüzü de gecesini kovalar durur. Gözünün bakış açısı pek
geniştir; öteleri görür, ileriye sarkar. Rengarenk alemde renk körü gibi
bakmaz. Farklılıkları görür, farkı hisseder. Önünü ve önüne konanı görebilen
daraltılmış alan onun için zindandır. O hür yüreklidir, hür düşünür, hür bakar,
hür yaşar. Nefsinin istekleri,
Çevresinin etkisi altında putlaşmış eşyayı aşar. Yarınları, öteler ötesinin hesaplandığı
dünyaları planlar. Hayallere yön veren, hayalleri hayal ettiren ufuklar açar.
Açtığı ufkunda kendisi ve onu izleyebilenler için derin âlemler vardır.
Konuşurken dilinden dökülenler, kelime kelime dünü ve yarını gösterir.
Rabbinin razı olacağı sözlerle çevrilmiş bir alanda konuştuğu için göklerde ve
yerde beğenilenler listesi gibidir sözleri. O, dün konuşmuştur; bugün ve yarın
canlıdır konuştuğu şeyler. Eskimez yetirilmez sözlerle dizilmiştir destani.
Üzmez, İncitmez sözler duyulur ondan. Fâninin eseri ama ebedilik değeri taşıyan
sözlerdir.
Allah’ın kulu olarak o, Allah ‘ın
bütün nimetlerine taliptir. Her nimeti adeta kendisi için özel yaratılmış bilir
ve görür. Her nimeti, adresine özellikle gönderilmiş bildiği için de ondan
istifade eder ama nimetin içinde eriyip gitmez; kendisini nimete nimet etmeden
istifade eder ondan. İnsanın
mükerremliğini, müminin farkını unutmaz hiçbir zaman.
Ona gelen nimet bir arkadaş olduğu
zaman onu kıymetlendirir. Mümin kardeşlerini ve aralarındaki kardeşliği muhteşem
bir nimet olarak ihya eder. Kardeşleri ile kanıtlanmış gibi bir hayat yaşar.
Teknoloji olduğunda nimetin adı, onu
da alır ve nimet hazinesine koyar. İstifade eder, istifade ettirir. Üzerinde o
nimetin etkisi görülür. Nimet tüketen insan olma düzeyinden, nimetleri yeni
nimetlere dönüştüren yüksek bakışın sahibidir o.
Konuşurken, yazarken, yürürken ona
nimet olarak ihsan edilen her şey onun elinde bir yeniliktir. Daha güzel
konuşmasına, en iyi yazmasına, hedefli yürümesine yardım eder. Sabrını artırır,
hızını çoğaltır, çevresini genişletir.
Okurken ve yazarken, dünü ve yarını
okur o. Dünü okumuşun farklılığını
yarına yansıtır. Yazısında dil kalitesi kadar göz zevki, kulak uyumu da vardır.
Bugün okunur, yarın okunur yazıdır. Ebedi değerleri yazdığı için ebedi kalıcı
niteliktedir. Yazısı, sayfası, dergisi, başında onun adının bulunduğu her şey
caziptir, kalıcıdır. Yazdığı ve
konuştuğu, onun mümin kimliğini yansıttığı için dikkat edilerek yazılmış,
konuşulmuştur. Hakkı üstün tutan yazıdır, sözdür o. Fanilikten uzaktır,
samimidir. Özdür, ciddidir.
Bugün yazdırmıştır ama yarın da
okunur. İzi vardır. O izi Allah görür, Resulü görür, melekler görür. O iz,
bugün görülür. Güllerin bittiği ve ebedi günün başladığı yerde de görülür. O gün o iz, yüz güldürür. O iz, sürüle sürüle
cennete ulaştırır.
Arşın gölgesine talip mümin genç, Her
sabah kalktığında sanki bir melek ona, “seni ve ardındakileri cennete kadar
sürecek bir iz bırakmada bugün yatağa girme sakın”! der. O da gününü bu heyecanla geçirir. Bir iz peşinde
ve iz bırakarak yürür. Onun izini de okuyanlar yazısında, dinleyenler sözünde,
bakanlar gözünden yayılan heyecanında görürler.
Selam ve Dua ile
Zübeyt
BOZKURT