Zübeyt Bozkurt

Kur-an da Neler Vardır.? Zübeyt Bozkurt

Kur’an’da Neler Vardır.?

Kur’ân baştan başa Allah’ın kelamı olduğundan ciddi ve derin anlam taşıyan ifadelerle nazil olmuştur. Kuranın hükümleri ve prensipleri bütün insanlığı ve bütün çağları ilgilendirir. Emirleri ve yasakları bütün insanlığın problemlerine çözüm getiren bir özellik taşır. Bu yüzden de sadece bir- iki kişiyi ilgilendiren basit ve önemsiz meseleler Kur’an da yer almaz.

Her şeyden önce Kur’an, dininin ana kaynağıdır ve bütün topluma hitap eden bir kanun kitabıdır. Allah‘ın kitabı başlıca şu konuları içine almıştır.

·         Dinin inanç temelleri,

·         Allah’a karşı kulluk görevi, ibadetler,

·         İnsanların bu dünyadaki davranışları. Sosyal hayatın düzeni için Kur’an’ın gösterdiği

yol. Faizle ilgili hükümler, mirasta izlenilecek yol, insan hakları… gibi bu dünyaya ait davranışların bütününe muamelat diyoruz.

·         Ahlak,

·         Kâinattaki aklı hayretler içinde bırakan büyük düzen yerler ve gökler hakkında bilgiler,

·         Geçmiş milletlerin hayatları ve bunlardan alınacak ibretler,

·         İnsani ilim, düşünce ve tefekküre.

Kuran bütün bunları en yüksek üslup ve ilahi ifadeyle anlatır. Böylece insanların ruhunda köklü ve güzel değişmeler meydana getirir. Onlara insan olmanın şuurunu öğretir.

 Ne yazık ki, biz insanlar kuranı sadece bir ahiret kitabı sanmaktayız. Kur’an denince akıllarına sadece, “ibadetleri tarif eden ve ölülerin arkasından okunarak bağışlanan “bir kitap gelmektedir.

Oysa yüce kitabımız Kur’an‘da bunların yanı sıra eşsiz bir dünya düzeni de vardır. Ve Kur’an‘ın emrettiği dünya düzeni bütün sistemlerden üstündür. Çünkü diğer sistemler insan aklıyla meydana getirilmişlerdir. Ve insanın eksikliğine uygun olarak yetersizdirler. Kur’an’ın müjdelediği dünya nizami ise, bizzat Allah tarafından ortaya konmuştur. Allah‘ın koyduğu düzenin diğer sistemlerden üstün olacağı da açıktır.

Demek ki Kur’an;

Hem bir fikir kitabıdır.

Hem bir zikir kitabıdır.

Hem bir şükür kitabıdır.

Hem bir ahlak ve iffet kitabıdır.

Hem bir inanç ve ibadet kitabıdır.

Hem bir müjde ve secde kitabıdır.

Hem bir rahmet ve bereket kitabıdır

Hem bir Kurtuluş ve hidayet kitabıdır.

Hem bir mükafat ve cennet ve kitabıdır.

Hem bir sevgi ve şevkat kitabıdır.

Hem bir ceza ve şiddet kitabıdır.

Hem bir dünya ve ahiret kitabıdır.

Hem bir siyaset ve devlet kitabıdır.

Hem de bir nizam kitabıdır. 

Kuranımız Hazreti Muhammed’e 40 yaşında iken nazil olmaya başlamış, tamamlanması 23 sene sürmüştür.  

Kur’an 6000’den fazla ayet ve 114 sürede meydana gelmiştir. Bütün ayetleri ve sureleri, Allah tarafından vahiy yoluyla gönderilmiştir.

Ayet : Yüce kitabımızın duraklarla gösterilen cümlelerine denir. Yani ayet, bir bakıma cümle demektir. Kur’an ‘ın en uzun ayeti, bakara süresinin 282. ayetidir.  

Süre: Kuranın uzun bölümlerinden her birine sure adı verilir. Kur’an’da kısa süreler de vardır. (namaz süreleri gibi) bütün surelerin başında Besmele vardır. Süreler böylece birbirlerinden ayrılmışlardır. Sadece tövbe süresi’ne besmele yazılmamıştır. Çünkü Allah bu sürenin başında besmeleyi vah yetmemiştir.

Kur’an ‘ın en uzun Suresi bakara süresidir. Bu süre 286 ayetten meydana gelmiştir. Kur’an’da en kısa süre ise üç ayeti ile Kevser süresidir. Kur’an ‘ın bütün ayetlerini ezberleyen Müslümanlara hafız denir.

Kuran Arapça olarak nazil olmuştur.

Allah‘ın kelamı olan Kur’an, Allah tarafından Arapça olarak indirildiği için, başka dillerle okunamaz ve yazılamaz.

Bazı yayınevleri, Kur’an’ın latin harfleri ile bastırıp satmaktadırlar. Müslüman halkımız bu baskıları kati surette almamalıdırlar. Alanları da uyarılmalıdırlar. Her mü’min, yüce kitabımızı bizzat kendi alfabesi ile okumalı, namaz kılmak için ezberleyeceği bölümleri de Arapça aslından çalışmalıdır.

Bizim burada anlatmak istediğimiz, kuranın latin harfleriyle yazılamayacağı ve okunamayacağıdır. Kur’an okumasını öğreten alfabeler ise, konumuzun dışındadır. Çünkü onlar, Kur’an değildir. Kur’an okumayı öğreten alfabe kitaplarıdır.  Bazı kelimeleri hem Latin harfleriyle hem de Arap harfleriyle yazarak öğreten bu kitaplar metot bakımından faydalıdırlar.  Ancak bu metotla Arapça okumayı söken ve belli bir seviyeye gelen öğrenciler, namaz sürelerini de Arapça aslında ezberlemelidirler.

Çünkü latin harfleri hiçbir zaman Arap harflerinin gerçek karşılığını veremezler. Latin harfleriyle yazılı metin ’den namaz sürelerini öğrenenler bazı ses yanlışlıklarıyla ezberlemiş olur. Bu yanlışların sonradan düzeltilmesi de oldukça zordur.

Şunu tekrar edelim:

Kuran Allah kelamadır. Allah tarafından Arapça olarak indirilmiştir. Hem lafızı, hem de manası mucizedir. Yani hem söz olarak hem de anlam olarak mucizedir. Bunlardan biri eksik olduğu zaman Kuran olamaz.  

Ayrıca latin harfleriyle okuyanlar, Kur’an’ın gerçek tadını alamazlar. Üstelik Kur’an okumayı öğrenmek de zor bir şey değildir. Bugünkü metotlarla, bir ayda mükemmel bir şekilde Kur’an öğrenimi yapılmaktadır. Bir Müslüman, mukaddes kitabımız Kur’an’ı öğrenmek için bir ayını ayrılmaktan kaçınırsa, onun kurana bağlılığı, kurana olan saygı ve sevgisi nasıl anlaşılacaktır?

Burada bir noktayı daha açıklayalım:

Kuran’ın gerek okunuşu, gerekse üzerinde ilmi çalışma yapılması Allah katında en değerli ibadetlerden biridir. Bunun içinde kuran abdestsiz olarak ele alınamaz. Kurana el sürmek isteyen kimse, mutlaka abdest almak zorundadır. Bu sadece Kur’an’a ait bir özelliktir.  Çünkü kuran gelişigüzel bir kitap değil, kendisiyle ibadet edilen ve kendisini okuyanları, ona göre hayatlarını düzenleyenleri sonsuz bir mutluluğa erdiren ilahi bir kitaptır. Hele boy abdesti alması gereken bir insanın kurana el sürülmesi kesinlikle yasaktır.

 

Selam ve Dua ile…

Zübeyt BOZKURT

DİĞER YAZARLAR

"İçinde iyi yanı bulunmayacak kadar kötü kitap yoktur."