Zübeyt Bozkurt

Müslümanların Birliği ve Birbirimize Güvenmek Zübeyt Bozkurt

Müslümanların Birliği ve Birbirimize Güvenmek

Müslümanlar tarihlerinde en büyük dağınıklıklarını yaşıyorlar. Bir araya gelecek bütün edimlerden ve durumlardan yoksunlar. En küçük sorunları, belki de dikkate alınmaması gereken kimi durumları aşırı büyütüyorlar. Uçurumların arasını açıyorlar.

            Asıl buluşma nedenlerini ise ihmal ediyorlar.

Müslümanların güven duyacağı, onlara öncülük yapacak olan bir ülke ve bir liderden de yoksunlar. Geçmiş zamanda Osmanlı Devleti gibi büyük bir güç bütün Müslümanların dayanağıydı. Dünyanın bir ucunda, Osmanlı yönetiminde olmasalar dahi güven duydukları bir güç vardı. Osmanlı’nın eli, sesi ve gücü onlara kadar uzanırdı.  Bu yardımlaşma Endonezya’da, Çin’de, Japonya’da dünyanın neresinde olursa olsun gerçekleşiyordu. Bu sadece Müslümanlar için değil diğer mazlum topluluklar içinde geçerliydi.

            Oysa bugün Müslümanlara öncülük yapan ülkeler bile Batı’nın güdümünde onlara bağımlı. Onlar nasıl yön veriyorlarsa öyle hareket ediyorlar. Hatta, bir Müslüman ülke coğrafyası bombalanırken bunu yapmasını Müslümanlardan istiyorlar. Müslümanlar da bağımlılıklarından onların önlerinde koşar adım gidiyorlar.  

Türkiye gibi bir ülke. Osmanlı Devleti’nin bir bakiyesi. Küçük ama hala umut verebilecek güçte. Ne yazık ki Türkiye onlara bu umudu verecek özellikte değil.  Onlara öncülük yapılması gereken asıl sorunların çok uzağında. Batı’nın ve demokrasinin tuzağında.

İran ise, kendisini mezhep ile sınırlamış. İran, Müslümanları bütüncül olarak kucaklama şansını çoktan yitirdi. “İran İslam devrimi” ifadesi bile yanlış. Bunu Müslümanların devrimi olarak sunmuş olsaydı belki bu şans yakalanabilirdi.  İran dahil, mezhep tartışmalarını, gerilimlerini bir yana bırakarak birbirlerine yanaşmalıdırlar. Bugün için özellikle buna büyük gereksinim var.  

Ne yazık ki Müslümanlar egemen güçlerin güdümünde ve yönlendirmesinde. Buda onların bir tuzağın bir oyunun içinde olduklarını gösteriyor. Müslümanlar, aralarındaki küçük sorunları giderip var olan büyük bağları geliştirmeli. İslam düşüncesinin ruhunu diriltilmelidirler. İbadetler zaten bunu sağlıyor. Aynı safta buluşma, zekât gibi, fitre ve sadaka gibi yardımlaşma önemli güçleri.  Hac İbadetleri Müslümanların birbirini tanıma ve ısınma ibadetidir. Büyük fedakarlıklar da bulunmanın bir çabasıdır.

Müslümanlar ekonomik güçlerini birleştirmelidirler. Ellerindeki büyük gücü harekete geçirebilirler. Müslümanlar aralarındaki fitne odaklarını hep birlikte yok etmelidirler. Dünya insanlığına bunu sunmalıdırlar. İnsanlık, umudun ve geleceğin Müslümanlardan olduğunu görmeli. İnsanlığın yeniden İslam’a akışı hızlandırılabilir. Her koşulda mazlum, çaresiz ve yalnız toplulukların, bireylerin yanına koşmalıdırlar. O zaman dünyanın büyük çoğunluğunu oluşturan mazlum topluluklar Müslümanlarla birlikte hareket ederler.

Müslümanların büyük gücü olan sevgiyi daha bir öne çıkarmalı. İnsanı, hayvanlara, doğada var olan her şeye sevgiyle bakmalı. Sevgiyle bakıldığında büyük bir devrim sağlanmış olur.

Güven duygusu önemlidir. Güven ve eminlik. Müslümanlar, başta kendilerine güvenmeli. Ben yalnız başımayım, çaresizim dememeli. Çünkü büyük buluşlar küçük devrimlerle başlar, giderek büyük bir dünya oluşturabilirler.  Müslümanların buna her zaman için bir şansı var.

Müslümanlar her şeyden önce birbirine güvenmeli. Zihinlerinin arka planlarında soru işaretleri bırakmamalı, iyi niyetle yola çıkılmalı. Zor bir dönem, büyük bir sorumluluk, ama önemli bir girişim bir başlangıca bakar. Küçük ve çıkara dayalı kimi durumlar göz ardı edilmeli, uzak durulmalı. Dünya Müslümanları, mazlumları ve insanlık için bu bir zorunluluk. Müslümanların üzerinde büyük bir vebal. Herkes, hemen her birey, özellikle de aydınlar ve siyaset adamları sorumludurlar.

 Selam ve Dua ile..

Zübeyt BOZKURT

DİĞER YAZARLAR

"İçinde iyi yanı bulunmayacak kadar kötü kitap yoktur."