Müslümanların Sefaleti Zübeyt BOZKURT Ankara Medya
Müslümanların Sefaleti
Kendi olamayan, iradelerinin dışında başka iradelerin güdümündeki
Müslümanlar tam anlamıyla bir çıkmazda. Bilinç dışı bir hayat ve kabullenmiş.
Bu, bu dünyanın saltanatından vazgeçemeyiş. Ya da korkunun, endişesi ve paniği.
Konumlarını yitirme. Bu onları kendileri olamamaya götürüyor.
Mezhep bahaneleriyle birbirlerinin köklerini kurutuyorlar. Yemen’de
çocuklar ve siviller sürekli bombalanıyor. Bunu yapan gene Müslüman bir ülke.
Teknoloji ile birlikte toplu suikastlar, bombalanmalar ve imhalar art arda geliyor.
Sünnilerin camilerini Şia yanlıları, Şia camilerini de Sünnileri bombalanıyor.
Özellikle de cuma günleri. İnsanlar namazda iken. Birbirlerini namazda
katlediyorlar. Bu sadece kendilerini değil, kimi servislerin de devrede olma
olasılığı oldukça güçlü. Öyle ya da böyle coğrafya kan gölü. Bunun önüne
geçmenin zorlukları daha da bir çıkmaz oluşturuyor.
Gizli servisler bunları yaparken Müslümanların bilinç dışı
birbirlerine olan nefretleri de artıyor. Sonuçta olan Müslümanlara oluyor.
Özellikle çocuklara, kadınlara ve sivillere.
Bunun önüne geçecek, bilinç oluşturacak bir aydın sorunu var
Müslümanların ya korkarlar ya da bir teslimiyet içindeler.
Filistin, tam anlamıyla bir kuşatmada. Çıkış kapıları tamamen
kapandı. Filistin’in sığınacakları yerleri yok. Suriye, Arap baharı
kasırgasından sonra onlara kapılarını kapattı, onlara karşı acımasız
davranıyor. Anlık gafletleri ne çok şeye neden oluyor. Filistinlerin de bu
dalgaya kapılmamalarının ve yanlış beklentilerinin bir sonucudur bu durum.
Emperyalizm, Müslümanların kaynaklarını Müslümanlara karşı
kullanıyor. Suudi Arabistan, Amerika’nın Suriye veya bölge ile ilgili
faaliyetleri için oluşturduğu fona yüz milyar dolar katkı sağlıyor. Diğer Arap
ülkeleri de fona katkıda bulunacak. Aslında bu, kendi geleceklerinin imhasıdır.
Beş bin tır mühimmat ile Amerika güneye konuşlanmış bulunuyor. Bu, bilineni.
Bir de bilinmeyenleri var. Kudüs’ün İsrail’in başkenti ilan edilmesinin
ardından giderek bölgeyi tam anlamı ile etkisiz kılmış oluyor.
Suudi Arabistan, Mısır, Kuveyt ve diğer Arap ülkelerinin İsrail ile
birliktelikleri ve işbirlikleri artık iyice gün yüzünde.
Türkiye’nin de açmazı, çok yönlü bağımlılığı ve yalnız oluşu. Kime
karşı nasıl savaşılacak? Uçaklarımız, teknik donanımlarımız onların elinde.
Onlar izin vermese uçaklarımız havalanamayacak sonuçta şu F-35 olayı bunu çok
daha belirginleşti. Türkiye bir yandan kendisine karşı savaş açan Amerika
emperyalizme karşı kesin ve katkı bir tutuma giremiyor. Kritik dönemlerde üsler
konusu sadece muhalifler tarafından gündeme getirebiliyor. Devlet ve iktidar
bunun sözünü bile etmiyor, etmek istemiyor.
Göstermelik çıkışların, hamasetin aşırı duygunun sağlıklı bir
ortamda oluşturmadığı kesin. Bu sadece Türkiye düzleminde değil bütün
Müslümanlar için geçerli bir durum. O Türkiye sesini yükseltince İslam
coğrafyasında bir kıpırdanış ve bir hareketlenme oluyor ama sonuçları hiç de
istenildiği gibi olmuyor.
Daha öncede Münbiç de Amerika ile birlikte ortak eğitim programları
düzenleniyor. Buda bizim asıl açmazımız. Bir yandan Amerika, iktidara karşı bir
savaş açmış görünüyor olmasına rağmen bir yandan da iktidar onların Münbiçe
yani Suriyeye yerleşmesini kabullenmiş oluyor.
Ortak tatbikatların anlamı budur.
Amerika emperyalizmi müttefiklerini bir yandan köşeye sıkıştırıyor
tehdit altında tutuyor, bir yandan kendine daha çok bağımlı hale getiriyor.
Müslümanların alternatif oluşturma fırsatı elden kaçıyor. Birbirlerini öldüren,
imha eden ve nefret ettiren Müslümanlar topluluğu. Bu, elbette bir garabet. Asıl çıkmazda bu.
Bir topluluğun diğerine güveni ve inancı yok. Birbirlerine hasım ve
düşman olarak bakıyorlar. Bu durumda çözümsüzde kalıyorlar.
Emperyalizm bir tek ülkeden oluşmuyor. Ortakların güç birliğidir.
Başta Amerika, İngiltere, çok uluslu kuruluşlar, Yahudi sermayesi, İsrail ile
AB ülkeleri. Bunlar güçleri kadar etki sahibidirler. Bazıları büyük pay sahibi,
bazıları ise güce göre kendilerine düşen payı alıyorlar. Birbirlerinin
sınırlarını çok iyi biliyorlar. Güçlerine göre de varlık gösteriyorlar.
Her zaman olduğu gibi şu günlerde oyun içinde oyunlarla karşı
karşıya bulunuyoruz. Türkiye’nin sorunları başından aşkın. Kimi Terör
örgütleriyle, ekonomik ve iç sorunlarla
boğuşuyor. Bir oyun oynanır, biter, bir
yenisine başlanır. Oyunların hemen hepsi renk ve tonları farklı olsa da
birbirlerinin kopyası. Besleyenleri de tabii ki emperyalizm egemenler. Gerek
Türkiye ve gerekse kendi konumundaki ülkelerin toplulukların emperyalizme
güvenmeleri, bel bağlamaların sağlıklı bir anlayış değil. Emperyalizm,
kulaklarını istediği zaman devre dışı bırakabiliyor ya da bir bela ile
uğraştırabiliyor. Türkiye uzun zamandır onlara yaslandı, umutlandı sonuçları
ortada. Kürtçülük hareketinde bulunanlar da onlara yaslandı umutlandı
heyecanlandı. Kendilerine verilen destek ile bir devlet sahibi olacaklarını
umudular. Devlet sahibi olalım da desteği veren kim olursa olsun duygusuyla
bağlandılar. Amerikancı oldular. Bu durum sadece onlar için söz konusu değil.
Emperyalizme bel bağlayan ve güvenlerin tamamı içine geçerli. Amerikan
emperyalizmi yeni bir oyun başladı.
Bu şeytani oyunlar çok yönlü. Halden hale giriliyor. Acımasız ve
merhametsizdir. Kullandıklarını istedikleri zaman itlaf eder ya da paçavra gibi
savurur atarlar.
Selam ve Dua ile
Zübeyt BOZKURT