Rol Yapma Siyaseti
Rol
Yapma Siyaseti!
Siyasette
erdem ve büyük düşünce bağlantıları kopuk artık. Bir büyük medeniyetten gelmiş
olan bu milletin kendi değerleri üzerinde dürüst ve samimi bir siyaset yapma
şansı bugün mantığı içinde artık yok. Bugünün
mantığı diyorum, çünkü bütünüyle batı ruhlu olan bir bakış söz konusu.
Siyaset
yapanların etrafında geçmişte olduğu gibi; büyük alimler, tasavvuf büyükleri, erdemli
kimseler artık yer almıyor. Sultan Murat, Balkan seferine çıktığında yanında
hem âlimler var hem de başucunda sürekli okuduğu kitaplar. Bugün için, bir
Cumhurbaşkanın ya da bir Siyaset adamının okuma şansları yok. Hem yok hem de
okumuyorlar. Önlerine gelen günlük gazete kupürleriyle, etrafındaki
danışmanları aktardığı bilgilerle yetiniyorlar. Sürekli anlata geldiğimiz gibi
reklam ve medya onları yönlendiren etkenler.
Şu
günlerde yaşananlara baktığımızda, siyasetin ve siyaset yapanların nasıl bir
düzlemde bulunduklarını görmek yeterli.
Çünkü ülkemizi ve coğrafyamızda bulunan ülkeleri tehdit eden, geleceğini
tıkayan bir NATO anlaşması ve imzası var. Afganistan’da Türkiye, ABD ve NATO
askerlerinin çekilmesi sonrası Kabil Hamid Karzai Uluslararası Havalimanı'nın
güvenliğinin Türk askeri tarafından sağlanması için ABD ile görüşmelerini
sürdürüyor.
Bu
anlaşmanın hemen ardından gelişen olayların bu önemli olayı nasıl örtbas
ettiğini tanığıyız. Birden dikkatler bir başka alana kaydırıldı. Bu göz
boyayıcı yanılsatıcı siyaset günümüzün mantığına çok uygun.
Siyaset
yapanlar bir büyücü konumundadırlar. Onları bu noktaya getiren Medya ve
reklamdır. Bir yirmi dört saat içinde
çok şey değişebilir. Bir şey ters yüz edilebilir. Üstü örtülmek istenen önemli
bir durum bir anda yok sayılabilir. Sıradan bir konu öne çekilebilir. Bugünün
siyaset mantığı çok da acımasızdır. Kimi insanların hayatı ve geleceği hiç de
önemli değildir.
Bir
Müslümanın zulmetme hakkı hiçbir zaman yok. Zülüm insanda derin yaralar açar,
bir daha olumlanamaz bir hal yaşatır. Bir insanın hayatı karartılabilir.
Günümüz Siyaseti bencildir. Kişiler kendilerinden başkalarını hiç mi hiç
önemsemezler. Dünyayı sadece kendilerine ait görürler. Vefa diye bir şey
yoktur. Hayatını düşünceye adamış olan insanların günümüz siyasetinde yerleri
yoktur. Siyaset adamları içinde de onların hiçbir değeri olmaz.
Reklamcılar
çok daha önemli bir konumdadırlar. Çünkü reklamcılar her şeye bir ürün gözüyle
bakarlar. Onların bakışında insan da bir üründür. Bu ürünün pazarlanabilir
özellikleri var mıdır yok mudur ona bakarlar ya da bir ürünün hangi tarafı öne
çıkarılırsa karşılık bulur. Bir de ürünü öylesine tanımlarlar ki o ürün hak
etmediği bir değer bulur. Aslında onun hiçbir değeri yoktur.
Kitap
ve düşünce kültürünün giderek göz ardı edildiği bir süreç yaşanıyor. İnsanlar,
sanal ve görsel bir dünyanın büyüsü içinde yitiriyorlar. Siyaset artık bugün
belli merkezlerden yönetiliyor. İnsanlar gün boyu sadece medya karşısında,
sanal dünyanın büyüsüne kapılmış bulunuyorlar. Birisi sanal dünyadan; yalan ve
yanılsatıcı bir ileti gönderse bu, Çok kısa zamanda dolaşıma girer, gerçek bir
olaymış gibi kabul görür.
Gücü
elinde bulunduranlar medya aracılığıyla bir olayı ya da çok sivriltirler ya da
göz ardı ederek unuttururlar.
Günümüz
siyaset adamları, sahnede rol yapan kimselerdir genellikle. Onlar rollerini
yapmada başarılı iseler bir süre siyasete tutunurlar. Değillerse çok çabuk
gözden düşerler. Egemen güçler siyaset yapanları ellerinde tutuyor. Onların her
zaman için bir yedekleri bulunur. Ya da koşulları hazırlamada çok mahirdirler.
Geleceğin kurgusu da onlarda hazırdır. Hemen bir alternatif bulunabilir.
Bakın
üzerinden daha çok geçmede NATO ile yapılan o kahredici anlaşma unutuldu bile.
Çünkü sıradan bir iki olay gündeme getirildi üstü örtüldü. Müslüman-muhafazakâr-
demokrat-seküler Medya buna yardım ve yataklıkta bulunuyor. Bu bile günümüz Siyaseti
açısından önemli bir gösterge.
İşte
Dinin asıl gayesi, Allah’ın birliğini tasdikten sonra, İslam’a sadık insanı
kâmil yetiştirmek ve böylelikle hakkı üstün tutan manen ve maddeten kalkınmış, huzur
içinde yaşayan bir toplum inşa etmektir. Bu gayeye ulaşmak için, inananların bir
bütün olarak ümmeti bir çizgide hareket ederek hakkı hak bilip batılı batıl
bilip batıldan uzaklaşması demektir.
Bilim
adamının meşhur sözlerinden birisi de hiç şüphesiz:
Biz siyaset yapmıyoruz cihat ediyoruz sözüdür.
Çünkü cihat, bütün insanlığın saadetini isteyen görüştür demesinin sebebi bu
demektir.
Dünya
ve siyaset bu işte.
Selam
ve Dua ile
Zübeyt
BOZKURT