Sağlam Bir İnanç Sahibi Olmak Zübeyt Bozkurt Ankara Medya
Sağlam
Bir İnanç Sahibi Olmak
Davetçi
sağlam bir akide ile dine ve Allah’a bağlı olmalı, Allah’la devamlı irtibat
halinde bulunmalı, onu rızasını talep ederek, ecrini yalnızca ondan isteyerek,
onun yardımına güvenerek ve O’na tevekkül ederek, ihlas ve samimiyet içerisinde
tebliğ mükellefiyetini ifaya çalışmalıdır.
Tebliğcinin
köklü imanını, karşına çıkan hiçbir zorluk, felaket, darlık ve sıkıntı
sarsamaz. Kendi durumu ne kadar zayıf, beraberindekiler ne kadar az da olsa;
İslam düşmanlarının durumu ne kadar kuvvetli ve muhkem, sayıları ne kadar çok
olursa olsun, durum değişmez. Hatta tek başına kalsa dahi durum değişmez.
Kulun
Rabbini ve Rabbin de kulunu sevmesi, Kuranın işaret ettiği imanın netice ve
meyvelerden birisidir. O onları sever, onlarda onu severler. Maide süresi 54.
Sevgi Hiç şüphesiz köklü imanın meyvelerindendir. İmanın diğer meyvelerinden
biri de Allah’tan korkudur. Allah’ı tanıyıp bilen ondan korkar ve artık
insanların hiçbirinden korkmaz.
Allaha
iman etmek demek, yalnızca ondan yardım dilemek, yalnızca ona tevekkül ve
yalnızca ona dua etmek, ona güvenip dayanmayı gerektirir. Allah’tan başka
yaratan, Allah’tan başka rızıklandıran, Allah’tan başka öldüren ve yeniden
diriltip hesaba çekecek olan bulunmadığına göre, Allah ‘ın dilediğini geri
çevirecek, onun o dediğine olma diyebilecek, geceyi kıyamete kadar uzattığında
geceyi getirebilecek hiçbir varlığı bulunmadığına göre, korkulması, dua
edilmesi, yardım beklenilmesi ve veli edinilmesi gereken yalnızca Allah’tır.
Sizin,
Allah’tan başka ne yardımcınız ne de veliniz yoktur. Bakara Suresi 107
Müminlerin
velisi Allah’tır, onları karanlıklardan nura çıkarır. Kâfirlerin velileri ise
tağuttur, onları nurdan karanlıklara sokar. Bakara süresi 257
Allah
rahmetinden umudunu kesmemek de imanın meyvelerindendir. Allah’ın rahmetinden
ümidinizi kesmeyin. Allah bütün günahları affeder. Zümer süresi 53
Allah’ın
rahmetinden, kâfirlerden başkası ümidini kesmez. Hicr Suresi 56
İlim,
davette vazgeçilmez bir unsurdur. Davetçi, İslam’ı tebliğ edebilmek için her
şeyden evvel, tebliğ edeceği esasları, İslam’ın emir ve prensiplerini, Kuran ve
sünneti çok iyi bilecektir.
Esasen
yapılacak şeyin ne olursa olsun, bir şey yapmadan önce onu bilmek, gayeye
ulaşmak ve maksada uygun amel işlemek için zorunludur.
Davetçi
bilmesi lazım olanı bilmezse, istediği şeyin cahillik demektir; tutarsızlık,
dengesizlik, ölçüsüzlük içerisine düşer. Allah ve Peygamberi hakkında bilmeden
laf eder.
Her
ne kadar davetçinin bilgi düzeyi bu olması gerekiyorsa da asıl olan, davetçinin
öğrendiği kadarını insanlara aktarmasıdır. Bildiklerini yaşayıp insanlara
anlattığı takdirde, yeni şeyler öğrenmek için de az gayret sarf eden davetçi,
kademeli olarak ideal bilgi düzeyine ulaşacaktır.
De
ki; benim yolum budur, ben ve bana tabi olanlar, basiret üzere insanları
Allah’a çağırırız. Allah‘ın noksan sıfatlardan tenzih ederim. Ben, asla Allah’a
ortak koşanlardan değilim. Yusuf süresi 108 Peygamber ve izleyicileri, Allah’ın
dinine basiret üzere davet etmeli, söylediklerini delil ve ispat ile pekiştirmelidir.
Hele
İslâm iyi öğreneyim de insanları ondan sonra anlatayım gibi bir anlayış,
hayırlı ameli gelecek tehir etmektir ki bu şeytanın vesvesesidir. Her
Müslümanın bilgi düzeyi ne olursa olsun diğer insanlara ulaştıracağı bir şeyler
mutlaka vardır.
Selam ve Dua ile
Zübeyt BOZKURT