Yeniden Hayata Tutunmak Zübeyt Bozkurt Ankara Medya
Yeniden Hayata Tutunmak
Yeniden hayata tutunmak, Olayları
hayra yormak aslında toplumun büyük çoğunluğunun aşina olduğu bir deyimdir.
Birçok insan günlük hayatlarında sık sık “ vardır bir hayır “ ya da hayırdır
inşallah “ gibi sözleri kullanırlar. Ancak bu kullanım genellikle Ya ağız
akışkanlığından ya da bu sözlerin halk arasında gelenekselleşmiş olmasından
kaynaklanır. Yoksa bu insanlar hayra yormanın gerçek anlamda ne ifade ettiğinin
ya da bu anlayışın günlük hayata nasıl aktarılacağının bilincinde değildirler.
Hatta kimileri bu sözün bir deyimin ötesinde yaşama geçirebilecek nitelikte bir
anlam taşıyabileceğinin bile farkında değildir.
Oysa insanın iyi ya da kötü, olumlu
ya da olumsuz gibi görünen tüm olayları her ne olursa olsun mutlaka hayra
yorması, yüce Allah’a karşı duyulan samimi imandan kaynaklanan önemli bir ahlak
özelliği ve yine imanın getirdiği bir yaşam şeklidir. Ve bu gerçeğin farkına
varmak da insana dünyada ve ahirette tüm nimetlerin kapısını açan, kişinin
hayatına huzur ve esenlik getiren önemli bir konudur. Buna istinaden hayata
tutunmak gerekir.
Gün içinde kişinin hiçbir şeye
üzülüp karamsarlığa kapılması, imanı doğru anladığının bir göstergesidir.
Karşılaşılan olayları hayır gözüyle değerlendirememek, sürekli tedirgin ve
ümitsiz bir ruh hali içinde yaşamak, aksilik beklentisi içinde olmak, hüzne
kapılıp duygusallaşmak ise, tertemiz, açık bir imanı puslu anlamanın
alametleridir. Bu pus hemen
kaldırılmalı, kesintisiz iman neşesi sabit hayat özelliği haline
getirilmelidir. Allah’a iman eden bir insan terslik veya hata gibi görünen bir
olayla karşılaştığında, aslında bunun kendisi için mutlaka en hayırlısı
olduğunu bilmelidir.
“Aksilik “, “terslik”, “keşke “ gibi
kelimeleri ise ancak ders almak, ibret çıkarmak amaçlıya kullanmalıdır. Yani,
“bu olay hikmetli ve hayırlı, fakat bir dahaki sefer aynı hatayı yapmayayım, şu
an öğrendiğim şekilde doğrusunu yapayım” şeklinde bir bakış açısı içinde
olmalıdır. Tekrar aynı zorlukla karşılaşırsa veya aynı hataya düşerse, yine
hayır ve hikmetle yaratıldığını aklında asla çıkarmamalı ve “ bir dahaki sefere
doğrusunu yapayım” diye niyet etmelidir. Hatta aynı olay defalarca da
tekrarlansa, yine de Müslüman için bu durumda bir hayır olduğunu bilmelidir;
çünkü bu, Allah’ın kanunudur ve Allah’ın kanunu asla bozulmaz. Kişi ümitsiz
olmamalı her zaman hayata tutunup ileriye bakmalıdır.
Bir insanın nefsinin mutmain,
dengeli hale gelmesi ise Allah’tan gelen hayır ve hikmetin kesintisiz devam
ettiğini bilmesi ile olur. Bu hakikati kavramak dünyada kişi için büyük bir
nimettir. Ahlaktan uzak, inkâr içindeki insan kesintisiz azap içindedir; her
olayı kendi aleyhinde yorumlar. Ve bundan dolayı da sürekli sıkıntı içindedir.
Mümin ise olayların hikmet ve hayır yönlerini görebilmenin sevincini yaşar.
İşte
bu yüzden ortalı bir tavır içinde olmak, karşılaştığı olayları hem hayra hem
şerre yorarak azap içinde kalmak ahirette mümine büyük utanç verebilir. Yaşama
anlam katan tek şey, Allah’ın var olduğu gerçeğidir. Bize anlam katan da başka
bir şey değildir. Şimdi hayata tutunmak zamanı, tırnaklarımızı hayata geçirme
zamanı.
Bilinmelidir ki, Allah’ın hazırladığı kader bütün olarak
kusursuz yaratılmıştır. Milyonlarca olaydan oluşan bu bütünde, hayır gözüyle bakan insan için sadece
güzellikler, hayırlar ve hikmetler vardır. İmanlı bir kişi irade ve akıl ile
gün içinde hiçbir olayda şeytanın tuzağına düşmez. Olayın şekli, kişileri,
günü, yerinde olursa olsun hayır hükmünde olduğunu asla unutmaz. Kendisi bu an o hayrı göremiyor olabilir, ama
önemli olan her şeyin hayırla yaratıldığını kesin olarak inanmaktır.
Ne var ki insan kimi zaman aceleci
yapısı nedeniyle karşılaştığı olaydaki hayrı hemen görmek isteyebilir. Eğer
bunu o an için göremezse, kendisinin zararını olacak şeylerde ısrarcı ve inatçı
bir tavır sergileyebilir.
Oysa insan kendi doğru ve iyi
gördüğü şeylerde ısrar etmesi, bunlara ulaşmak için acele etmesi, hırsa
kapılması değil, Allah’ın karşısına çıkardığı olaylardaki hikmetleri ve
hayırları görebilmek için çalışması gerekir. Örneğin bir insan maddi
imkânlarının genişlemesini çok istiyor ve bunun için çaba harcıyor olabilir.
Ancak tüm çabasına rağmen bu isteği uzun bir süre hatta hiçbir zaman
gerçekleşmeyebilir. Bu durumu kendisinin aleyhine değerlendiren insan ise
yanılır. Elbette herkes Allah rızası için kullanmak üzere mülkçe zenginleşmek
için dua edebilir. Ancak bu, gecikiyorsa veya hiç gerçekleşmiyorsa bunda büyük
hayırlar vardır. Belki belirli bir olgunluğa ulaşmadan elde edeceği zenginlik
insanı Allah yolundan saptıracak, şeytanın tuzağına düşürecektir.
Böyle bir olayın ardında, insanın
yakın zamanda görebileceği veya ahirette kavrayabileceği buna benzer daha pek çok
hayır gizlenmiş olabilir. Bir başka örnek olarak ise bir iş adamı, çalışma
hayatında büyük başarı elde edebileceği bu çok önemli bir toplantıyı
kaçırabilir. Ama belki o toplantıya gitse yolda bir trafik kazası geçirecektir
ya da toplantı başka bir şehirdeyse bindiği uçak düşecektir. Elbette bunlar çok
gelen örneklerdir ve her insan yaşamında bu tarz olaylarla karşılaşmıştır. İlk
bakışta ters gidiyor gibi görünen olayların birçok hayrını görmüştür. Ama şunu
unutmamak gerekir ki, kişi ilk bakışta
terslik gibi görünen bu olayların hayrını henüz kavrayamamış da olabilir. Çünkü
insanın bir olaydaki hayrı kısa süre içinde görmesi gibi bir şart yoktur. İnsan belki bir olayın hayrını seneler sonra
öğrenebilir veya hiç öğrenmeyebilir. Belki de Allah karşılaştığı zor bir
durumun hayrını ona ahirette gösterecektir.
Sonuç olarak tevekkül ve kadere
teslim olmuş bir insanın yapması gereken, her olayı kendi hikmetini kavrasın
veya kavramasın hayır gözüyle değerlendirmek ve her şeyden razı olmaktır.
Ancak şunu da özellikle belirtmek
gerekir ki “hayır gözüyle bakmak” olayları görmezlikten gelmek, umursamamak ya
da aşırı iyimser davranmak demek değildir. Tam tersine, her insan karşılaştığı
olaylarda elinde gelen tüm tedbirleri almakla, her yolu denemekle yükümlüdür.
Evet, şimdi yeniden hayata tutunarak
ümit var olarak devam etmeliyiz.