Zahmetsiz Cihat
Zahmetsiz
Cihat!
İslam,
Allah ve Resulü ne dediyse odur.
Allah
ve Resulü “Namaz” dediği için namaz, İslam’dır. “Hac” dediği için haçtır. Cihat
dediğin içinde cihattır. Din Allah’ın, söz Allah’ındır. Kullar itaat eder, kulluğunu belgeler, ilave
eksiltme yapamazlar. Sınıflandırmaya da müdahale edemezler.
Önem
ve öncelik sırasını koyma hakkı Allah’ındır. Eğer Allah ve Resulü, “Önce
namaz”. Dediyse namaz önce olmalıdır. “Anne baba “hakkı dediyse onlar öne
geçmelidir. Cihat’ı zirvede tuttularsa o, zirvede kalmalıdır.
“Silahı
rahim” dindendir. Kuranımızda yeri vardır.
Dinin Nebi’sinin lisanında yer tutmuştur. Cihadın, namazın, zekâtın
anıldığı listelerde anılmıştır. Ebedi olarak konmuş, değişikliğe: içtihada açık
olmayan temellerdendir. Arş’a tutturulmuş Bir halkadır Sıla’yı rahim. Namazın
dinden bir bölüm olması gibi Sıla’yı rahim de dinden bir bölümdür. Onun da
namaz gibi Özel Ahkâm-i vardır. Namazı eda eden için sevap, terk eden için azap
konuşulduğu gibi silah rahmi eda eden için sevap terk eden için ise azap
konulmuştur.
Müslümanların
namazını eda etmelerine göre teheccütlü beş vakitli, cumacı, bayramcı şeklinde
ayrılmasına benzer bir ayrılma da akraba hukukuna riayet etmelerine göre
yapılmıştır. Akraba hukukunu gözeten ve
elinden geleni esirgemeyen, Sıla’yı rahim ehlidir. O, Allah’ın rızasını
kazanacak bir iş yapmıştır. Akraba hukukunu kollamayan, bağlarını zayıflatan
ise yasaklardan bir yasak işlemiştir, günahkârdır, kendi elleriyle bereket
ağacının köklerini zedelemiştir. İyi davranana iyi davranan, ihmal edeni de
ihmal eden ise ortadadır.
Eğer
cihat Allah yolunda bulunmak, Nefsin ve şeytanın etkisinde sıyrılmak ise ki
öyledir. Sıla rahim bir cihat türüdür.
Cephelerde kâfirlerle yapılan cihat ile aynı olmaması, onun cihat
değerini düşürmez. Alın teri ve ağır emeklerle kazanılmış maldan zekât vermek,
derin ve tatlı bir uykuda iken ezana icabet edip sabah namazını camide kılmak,
zorluklarına tahammül edip ilim tahsil etmek, zalim bir yöneticinin önünde
hakkı dillendirmek cihat değil midir?
Cihat,
Allah’ın adını yüceltmek ise onu Musab bin Umeyr Radiyallahu anh, Bedir’e
katılanlardan önce yaptı. Uhud’dan önce Medine sokaklarında Kur’an ayetlerini
okudu. Birinde kılıç, diğerinde dil kullanılıyor olabilir. Biri elle, diğeri
malla yapılıyor olabilir. Aralarındaki fark sadece, birinin Kuran’ın şu
süresinde diğerinin de bu süresinde zikir edilmesi kadardır.
Yaşadığımız
hayatın getirdiği sıkıntılar, alıştığımız müreffeh hayat düzeyi bizi evimize
kapatıp bırakıyorsa, kaybettiğimiz şey Allah’ın vaadi olan cennetse artık,
isimlerle ilgilenmeye gerek yoktur. Zarardayız.
Biz
ezanı duyunca mescide, cihat daveti alınca cepheye, infak emri alınca infaka
tefekkür işareti alınca düşünmeye, İtaat emri alınca ebeveyn önünde diz çökmeye
mecburuz.
Müslüman olmak, seçiciliği engeller. Seçerek değil teslim
olarak kazanabiliriz. Hazır olmak ve itaat etmek gerekiyor. İnsanları
Siyah-beyaz, dinin emirlerini gerekli /gereksiz ayrımına tabi tutmamız bir nevi
çöküştür.
Allah ne emrettiyse, Peygamber’i ne gösterdiyse din odur. Bizim gözümüzde biri zahmetli, diğeri zahmetsiz görülebilir.
Önemli
olan karşılığının cennet olması değil midir?
Cihat,
Şeytanın Müslümanı boş bırakmadığı bir ibadettir. Şeytanın meydan cihadın da
bir taktığı, Sıla’yı rahim gibi bir cihatta başka bir taktiği olabilir. Sıla’yı
rahimin kopup unutulmasının nedenlerinden biri, ihmallerin abartılmasıdır. Sen
bizi ziyaret etmeyeli ne kadar oldu biliyor musun? Bu nasıl akrabalık? Gibi
çıkışların özet ifadesi, gittiğine gideceğine pişman etmektir. Bu ise zaten
zayıf olan bağının koparılmasıdır.
Âdem’in
çocuklarıyız. Babamızdan ötürü olan bağımızı koruruz. Tek bir ümmetiz. Onu
koruruz. Aynı toprakta beraber yaşadıklarımızla komşuluğumuzu koruruz. Sıhriyet
bağımızı koruruz. Nikâh bağımızı koruruz.
İyi
bilinmelidir ki Allah rızası gözetilerek ve İslam terbiyesini uygun bir sıla
rahim, Allah’a yakınlıktır; cennete girmeyi kolaylaştırmaktır. Çünkü Allah
rızası için olumsuzlukları, tepkileri dikkate almadan Eda edilen bir sıla,
İmanı göstermektedir. Ömrün ve malın bereketini görmektir. En güzel ahlak
örneğidir. Kötü ölümden korunmaktır.
Selam ve Dua ile
Zübeyt
BOZKURT